Immm mis gibi sebzeli çorba. İçinde soğan var. Havuç var. Domates var. Kereviz var. Lahana var. İlk gün, ilk öğün adam gibi oturup yedim taze taze. Öğlende değişiklik olsun dedim limon sıktım yedim.
Akşam biraz daha değiştirip, yedi bahar baharat koydum nam-ı diğer poy döktüm. Ih ıh ıh mis gibi. Kedimi ferahlamış ve rahatlamış hissediyorum. 1. gün sadece meyve yeme özgürlüğüm olduğu için biraz mide bulantısı çektim. Tatlı tatlı baydı. Akşama da plates yaptım ve bol bol Ebru Şallı biciği gördüm.
İkinci gün dirayetle kalktım. Sabah, limon sıktım olmadı. Baharat döktüm olmadı. Sade yedim.
Öğlen, biraz tuz ekledim ve ağzımı yüzümü burnumu buruştura buruştura yedim. Akşama fırına patates sürdüm. Çünkü sadece sebze yeme hakkım vardı bugün. Tabi Ebru Şallı biciği görmeden bu günü es geçmedim.
Üçüncü gün. tuz kattım olmadı, limon sıktım olmadı. Baharat döktüm olmadı. Bende çorbayı döktüm. Hatta Türkiye de ki bütün lahana tarlalarını yakmak gibi bir eylem planı geliştirdim. Pazarda falan görünce futbol topu muamelesi yapıp tekmelemek istiyorum. Bu diyeti başka yapan varsa çağrımdır: Gelin bize lahana ithal eden ülkelere savaş açalım. İnsanlık dramı bu. Platese devam ama Ebru Şallı biciklerinden de artık Lahana kadar nefret ettim. Ona da çağrımdır: Bacım bi sütyen alalım sana o kadar parayı napıyosun? Magnezyum kalsiyum denen tuvalet dostu, cırcır yapan zımpırtıyı içip 2 saat tuvalette kitap okudum. Yeter ki o lahana bünyemden çıksın.













