Özellikle bitirmediğim tek kitap. 496 sayfalık kitabı 477. sayfasında kapattım. Geriye kalan 19 sayfayı da protesto amaçlı okumuyorum. Birinci ve ikinci kitabını da bir arada alıp bu tarz bağnaz fikirli insanlara para kazandırdığım içinse delicesine pişmanım. İkinci kitabı da okumayacağım. İlk defa hayatımda (ki bine ulaşmıştır kitaplarım) bir kitabı ne yapacağımı bilemiyorum. Yeğenlerime verip onlara kötü bir şeyi iyi gibi lanse eden birşeyleri okutamam.
Kitabın yazarı Asude. Aslında çok yetenekli bir yazar. Söz dizilimi, olay gelişimi, renkli kişilikler yaratması harika. Esprili bir dili ve marjinal cümleleri var. Yalnız bana kalırsa Asudenin psikolojik problemleri var çünkü aşık olunası diye yarattığı ve sayfalarca dillere destan övdüğü baş karakter erkek tam bir megoloman ve öküz. Sürekli insanları aşağılayan, kadına kölesi ve malıymış gibi davranan, kibirli herifin biri. Ve ne hikmetse yazdığı renkli ve sevimli, iyi eğitim görmüş, iyi aile kızı, cıvıl cıvıl karakterimiz Deniz bu su katılmamış öküzün hakaretlerine aşağılamalarına aşık oluyor.
Kitabı alırken başta, yazlık saçma bir dizi havasında olduğunu anladım ama kafamı boşaltmak için romantik bir komedi olarak gördüm. Yazarın yarattığı Deniz karakterinin her cümlesinde marjinal benzetmeler ve betimlemeler var. O yüzden bir süre sonra eğlenceli olmaktan çıkıp ağız kalabalığına dönerek okuyucuyu sıkıyor. O güzelim esprileri arada bir yapsa, eminim daha renkli bir karakter olur. Keşke yazarımızın tek kusuru bu olsa. Sayfa sayfa övdüğü, yere göğe koyamadığı çok yakışıklı zengin bir adam var karşımızda. Kısaca kitap grinin elli tonunun Türk çakması. Sürekli bedensel olarak tutku besliyor kıza. Lakin geleneklere uygun olarak, onlar evlendikten sonra görebiliyoruz bu tutkuyu. Tutkuyu güzel yansıtmış ama adam müthiş itici. Ajanlıkla çok alakalı değil. Birbirlerine hissettikleri tensel çekim, yanlış anlaşılma yüzünden kavgalar, adamın kıza emirler yağdırıp kötü davranması, sonra tutkulu barışmalar var.
Hastalık derecesinde kıskanç bu zengin ve yakışıklı. Kızımız kendisine malmış gibi davranılmasından delicesine bir zevk alıyor. Arada bir isyan ediyor ama mazoşit bir şekilde köpek gibi koşuyor adamın peşinden. Hatta bir ara tutkuyla karışık şiddet bile var. Bu tarz adamları normalleştirip, kadınlarımızı, kızlarımızı baskı altında tutulmanın iyi birşeymiş gibi dayatılması, bunu romantik bir çerçeve içerisinde anlatıp, özendirilmesi beni korkunç şekilde rahatsız etti.
Kitabı son 19 sayfa kala fırlatıp atmamı sağlayan bölüm ise şu;
Deniz ve medeniyetten nasibini almamış Tuna, Denizin Yasemin ile paylaştığı eve gidiyorlar. O saatten sonra Deniz, Tuna ile beraber yaşayacak. Deniz yolda bunu Yasemine, ev arkadaşına nasıl söyleyeceğini düşünüp duruyor. Burdan sonrası ise kitaptan alıntı
"Ekmek almasaydın, ben gelirken aldım."diyen Yasemin, Tunayı fark edince ayağa kalktı.
"Hoş geldiniz" dedi ona. Düğünden beri ilk kez karşılaşıyorlardı. Arkadaşım yüzünde çapkın bir sırıtışla bir bana, bir Tuna'ya, bir kenetlenmiş ellerimize bakıyordu.
Ben daha söze başlamadan Tuna otoriter bir sesle "Deniz bundan sonra benimle yaşayacak," dedi.
Yasemin'in gözleri irice açıldı. Bir araba farkı gibi parlıyordu adeta. Kızmak ya da şoke olmak yerine edepsizce gülüyordu. "Deniz, sen gelsene benimle."
Yasemin diğer elimi tutup çekerek Tuna'dan söktü beni. Kocam sinirli bir bakış attıysa da bu, Yasemin'i yıldırmadı.Yasemin'in elinde odama götürüldüm.
Ulan öküz, bismillah dedin girdin eve. Evdeki gariban sana hoşgeldin diyor, gülüyor. Hayvan gibi bir hoşbulduk demek yok, hadi hal hatır sormayı da geçtim, karşındaki anan mı baban mı her önüne gelene emir veriyosun öküz gibi davranıyorsun. Deniz olarak yarattığı karakterde bi suratına bakıp adam gibi davran demiyor. Bu o kadar normal ki Yasemin de o kadar yıl birlikte yaşadığı kızın sevgilisine bi bana doğru davran demiyor. Adamın bu despot ve emrivaki tavırlarına kitabın sonuna doğru herkes bayılıyor. O kadar pis burnu hava da, küçük dağlara burun kıvırıp Everesti yarattığını sanan, herkesi kölesi gibi gören bir adam ki, gerçek hayatta görsem suratına tükürürüm.
Bir de kıskanç ki aman Allahım, kız ofise gelince açık giyinmiş mi dye üstüne başına bakıyor. Yanında birini görünce kollarından tutup hırpalıyor kızı, hakaret edip sarsıyor. Daha sevgilisi bile değilken, kızın hayatı üstüne emir üstüne emir yağdırıyor. Ve kahretsin ki Deniz karakteri havalara uçuyor.
Şimdi bu kitabı 16 yaşında bir kız çocuğu okusa, kendisine köpek çeken bu adamın hayalini kuracak onu adam sanacak. Bunu normal zannedecek. Çünkü yazar o kadar güzel bir koza örmüş ki hikayeye insan kapılıyor.
Benim çocuğuma, kız kardeşime, yeğenime böyle davranılsa ben parçalarım o adamı. Nasıl bir erkek anlayışın var senin, hangi çocukluk travmasını yaşıyorsun, nasıl tip adamlar seviyorsun da güzel sanıyorsun bu kadar emri, kibirli bakışı... Yere göğe koyamıyorsun. Eli kalem tutan insansın ey yazar. Etme... Eyleme....
HANİMİŞ MİRAS?
Nerdesin? Onlarca 'kız sen nerdesin?' mailim birkaç tanede 'nereye kayboldun' yorumum var yazılarımın altında. Demek ki m...
KİTAPLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİTAPLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Haziran 2016 Çarşamba
26 Ocak 2016 Salı
YOR JUST BİSCOLATA - VE BİR ÖNERİ
-Bi dakika ya! Dur dur dur. Ne demek kilo aldın. Ne demek göbüşün mü çıktı. Diyete mi başlasan ne demek!

-Hayatım niye o kadar sinirlendin?
-Adettendir.
-Öyle bi adet mi var?
-Öyle adet yok. Regl olan adet var.
O, adettendir.
-Gene mi ya..
-Gene mi ne be. Her ay oluyor bu. Ben seni tribimi çek diye aldım. Ayrıca bu göbüş falan da adettendir. Beni alırken promosyon olarak tripli regl günlerimide alıyosun.
Victorya Sekret melekleri gibi olayım istiyor. Güzel o zaman bende Biscolata erkeği istiyorum.
-Kas istiyorum.
Baklava istiyorum.
Ben diyet yapıcaksam sende kas yapıcaksın. Ördek poposu gibi kol kasları istiyorum. Bence gayet makul bir istek. Neden hep kadınlar fedakarlık yapmak zorunda.

-Hayatım niye o kadar sinirlendin?
-Adettendir.
-Öyle bi adet mi var?
-Öyle adet yok. Regl olan adet var.
O, adettendir.
-Gene mi ya..
-Gene mi ne be. Her ay oluyor bu. Ben seni tribimi çek diye aldım. Ayrıca bu göbüş falan da adettendir. Beni alırken promosyon olarak tripli regl günlerimide alıyosun.
Victorya Sekret melekleri gibi olayım istiyor. Güzel o zaman bende Biscolata erkeği istiyorum.
-Kas istiyorum.
Baklava istiyorum.
Ben diyet yapıcaksam sende kas yapıcaksın. Ördek poposu gibi kol kasları istiyorum. Bence gayet makul bir istek. Neden hep kadınlar fedakarlık yapmak zorunda.
23 Ocak 2016 Cumartesi
HER GÜN - DAVİD LEVİTHAN _ KELEBEK - KATHRYN HARVEY _ HER KİTAP OKUNMUYOR
Hani kitapçıya gidersiniz de bir kitap bulursunuz. Hem kapağı güzeldir hem konusu hoştur falan hemen alırsınız ya. Heh! Almayın. Okuduğuma pişman olduğum bir kitap daha çıktı karşıma. Konu sürükleyici, karakterler şahane, oldukça yaratıcı ama hiç birşey anlatmadı bana. Hergün bir başkasının bedeninde uyanan bir karakter var ve bir kıza aşık olup sırrını ona açıyor. Sonra aynı bedende kalmanın sırrını çözüyor ama başkasının hayatını almak istemediği için çekip gidiyor. Bir dur mübarek bak bakalım başka yolu yöntem var mı.
Davidciğim sende o kadar yazmışsın kardeşim adam gibi bir son bulamadın mı?
Hakkını yemeyeyim. Önyargısız olmaya ve insan yapısını anlamaya bir örnek teşkil ediyor kitap. Cinsiyetsiz bir karakter. Girdiği her bedenin, fakir olsun zengin olsun çok güzel ya da zeki olsun ya da aptal, hayatını anlayabiliyor ve evrensel düşünebiliyor. Ama bir amacı yok. İyi güzel, hergün beden değiştiriyosun. Eeee.. Sonra? Sonrası yok değiştiriyorum işte.
Kapağına aldanmayın. Yaratıcı bir tasarım bulamamışlar ama hazineler viranelerde saklıdır.
En yeni, çok satanları herkes tanıtıyor ama bu kitabı reklamlarda kolay kolay bulamazsınız.
Müthiş bir hikayesi var. Ana tema intikam. Kendi hayatını geri almaya çalışan gencecik bir kızın akıl almaz bir mücadele ve kurgulanması imkansız bir planı var.
Erkek genelevlerini duymuşmuydunuz? Zengin ve mutsuz kadınların fantazilerine hitap eden biscolota erkeklerini okurken gerçekten de ilginç bir fikir olduğunu anlayacaksınız.
Aşk, tutku, nefret, acıma, saygı.. Bütün duyguları bu hikayede toplayabilirsiniz. Cinayet romanı veya polisiye değil ama en iyi polisiyede bile ana karakter bu kadar soğukkanlı ve zeki değil.
Kesinlikle okumalısınız. Binden fazla kitap okuyan biri olarak kesinlikle benim enlerim arasında. Ne zaman başladığını nasıl bittiğini bile anlamadan hayran kalacaksınız.
Mirastan sevgilerle.
Davidciğim sende o kadar yazmışsın kardeşim adam gibi bir son bulamadın mı?
Hakkını yemeyeyim. Önyargısız olmaya ve insan yapısını anlamaya bir örnek teşkil ediyor kitap. Cinsiyetsiz bir karakter. Girdiği her bedenin, fakir olsun zengin olsun çok güzel ya da zeki olsun ya da aptal, hayatını anlayabiliyor ve evrensel düşünebiliyor. Ama bir amacı yok. İyi güzel, hergün beden değiştiriyosun. Eeee.. Sonra? Sonrası yok değiştiriyorum işte.
Kapağına aldanmayın. Yaratıcı bir tasarım bulamamışlar ama hazineler viranelerde saklıdır.
En yeni, çok satanları herkes tanıtıyor ama bu kitabı reklamlarda kolay kolay bulamazsınız.
Müthiş bir hikayesi var. Ana tema intikam. Kendi hayatını geri almaya çalışan gencecik bir kızın akıl almaz bir mücadele ve kurgulanması imkansız bir planı var.
Erkek genelevlerini duymuşmuydunuz? Zengin ve mutsuz kadınların fantazilerine hitap eden biscolota erkeklerini okurken gerçekten de ilginç bir fikir olduğunu anlayacaksınız.
Aşk, tutku, nefret, acıma, saygı.. Bütün duyguları bu hikayede toplayabilirsiniz. Cinayet romanı veya polisiye değil ama en iyi polisiyede bile ana karakter bu kadar soğukkanlı ve zeki değil.
Kesinlikle okumalısınız. Binden fazla kitap okuyan biri olarak kesinlikle benim enlerim arasında. Ne zaman başladığını nasıl bittiğini bile anlamadan hayran kalacaksınız.
Mirastan sevgilerle.
20 Ocak 2016 Çarşamba
BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ - KHALED HOSEINI
Uçurtma avcısını severek okuyanlar bilirler Khaled Hoseını nin dilini. Kendi ülkesinin kültürünü ordaymışsın gibi yaşatan, sokaklarını kendin geziyormuşsun gibi hissettiren yazar, bu defa savaşın ortasında kalmış iki kadını anlatıyor.
Önce nefret, sonra sevgi, hatta aşk derecesinde bir dostluk ve fedakarlık var kitapta. Yorulmadan doya doya okudum.. Yardım etmek istedim 10 yıllık komşularımmışlar gibi gidip kapılarını çalmak, onları kurtarmak istedim.
Genellikle büyük baş hayvanların kadınlardan daha çok önemsendiği suistimal edilmiş şeriat kurallarının ağırlığı hakim. 9 yaşından itibaren, kendisinden 20-30 yaş büyük adamlarla evlendirilip, üstüne bir de eziyet gören kadınların, çocuklarını savaştan korumaya çalışmalarının hikayesi. Ağır şiddet ve açlıktan çok, ana baba, evlatlarından kopan insanların ağır yükü biniyor okuyucunun üstüne.
Sonra, saf sevgiyle karşılaşıyorsunuz, kanla sınanmış, fedakarlıkla sıvanmış, aşk ve korumayla birbirine bağlanan yetimleri, anneleri, çocukları görüyorsunuz.
Pakistan ve Afganistan tarihini, şeriatı, ya da bu ülkelerin yaşam ve etnik kimliğini öğrenebildiğiniz için kitap, genel kültür açısından oldukça faydalı.
Acıma, birilerinin ağzını burnunu kırma isteği (kızgınlık), şefkat, umut... Bin farklı duygu hissediyorsunuz okurken.
Temposu hiç düşmüyor.
Şiddetle tavsiye ediyorum.
NE BULSAM OKURUMCULAR
Bu blog her ne kadar kitap tanıtımı üzerine açılmış olmasa da neler okuduğumu paylaşmanın hoş olabileceğini düşündüm. Her şeyi okuyan bir insan olarak, göz atarsanız kendinize uygun birşeyler bulacağınıza mutlaka eminim.
10 üzeri 7. Soğuk kanlı bir yazar Vagıf Sultanlı. Gece okumayın etkisi baya kalıcı.. Köyün birinde taşınan bir mezarlık. Ölenlerin hayatları yaşamdan bekleyip alamadıkları ve ölümden aldıkları kötü tat var... NOT: Uyurken okumayın!
Çocuğun ölümünden sonra Bekir, Kumru’yu her gün dövüyordu. “Senden bana eş olmayacak, gözün o sarhoş köpek oğlunda olduğu sürece, çocuk yüzüne hasret edeceksin beni.”
Kumru’yu öyle bir dövüyordu ki, yerine bir başkası olsa sesi arşa çıkardı. Ama Kumru’nun sesi dahi çıkmıyordu. Sanki vücudunda kemik yoktu ve Bekir’in yumruk ve tekmeleri onu etkilemiyordu. Bekir’in ayakları altında halsizce inliyordu...
Çocuğun ölümünden sonra Bekir, Kumru’yu her gün dövüyordu. “Senden bana eş olmayacak, gözün o sarhoş köpek oğlunda olduğu sürece, çocuk yüzüne hasret edeceksin beni.”
Kumru’yu öyle bir dövüyordu ki, yerine bir başkası olsa sesi arşa çıkardı. Ama Kumru’nun sesi dahi çıkmıyordu. Sanki vücudunda kemik yoktu ve Bekir’in yumruk ve tekmeleri onu etkilemiyordu. Bekir’in ayakları altında halsizce inliyordu...
********************************************************************************
Etiketler:
BU YIL HERKESE EVET,
KAR KURDU,
KAYBOLUŞ,
KİTAPLIK,
NEVA,
ÖLÜM RÜYASI,
ŞEYTAN YEMİNİ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





