Türkiye nin diğer illerinde nasıl bilmiyorum ama bulunduğum yere kış geldi. 2 gün önce don atlet dolaşırken bugün dolapta kazak mont arıyordum. Bir müsade etseydin sayın Mikail, kışlıkları yerleştirseydik. Ne bu acele.
Akşam ayazından aklım gitmiş bir şekilde, apartmanın önünde aşağı yukarı koşturuyorum. Kapıya kadar gelip birşey unuttum deyip aşağıda arkadaşlarıyla muhabbet eden eşime bir şeyler soruyorum, arabada unuttuğum birşey var mı diye falan bakıyorum. Herşey tamam olunca apartman kapısına birkez daha geldim. Kapının üstünde bir anahtar var. Hangi salak unutmuş lan apartman kapısında anahtarı derken, kendi anahtarlığımı görüyorum. Bingo! O salak benim. İşte o an birşey farkediyorum. Hayatın anlamını bulmuşum gibi seviniyorum. Evet kesin salağım. Görende 1 saatte 20 kilo vermenin formülünü buldum sanar. Halbuki sadece insanın kendini koruma içgüdüsünü keşfettim. Hepimiz bildiğimizi idda ediyoruz ama o aydınlanma inmeden anlayamıyor insan.
Anahtara mal mal bakmam, salak dediğim için savunmaya geçmem, anahtarı unutuşuma yine kendi kendime açıklamalar getirmem, üstüne bir de zaten ben biliyorum bunu niye kendime açıklama yapıyorum demem 15 saniye sürüyor. Teessüf ederim salak sensin deyip 2. ye kendimi savunurken hakaret ediyorum. Bildiğin çıkmaza girdim kapının önünde. En son kıçım donduğu için içeri giriyorum. Halla kendimle mücadele halindeyim.
