HANİMİŞ MİRAS?

Nerdesin?  Onlarca 'kız sen nerdesin?' mailim birkaç tanede  'nereye kayboldun' yorumum var yazılarımın altında. Demek ki m...

TAM GEYİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TAM GEYİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2016 Cumartesi

RUTİNE BİNDİM İNEMİYORUM

-Zorla mı aldın sen beni Can oğlu Can. Gel gel Miras da damping var mı dediler. Peşin fiyatına 12 takside mi böldüler de makul geldi aldın beni. Nedir yani? Bir gözümü alana öbürünü bedava mı verdiler. Bir kulağıma ikincisi eşantiyon mu? Beni niye aldın sennnnn! Gel çabuk benle ilgilen vallahi yangın var diye bağırırım! Sezon sonu indiriminden alınan iadesiz ürün müyüm lan ben. Gel sev beni.

-Miras işim var aşkım tamam oyalan gelcem ben şimdi. Ayrıca bence sen beni istemiyorsun. Kredi kartımı falan istiyorsun alışverişin gelmiş senin.
                            
Yemin ediyorum bu adam bana cevap yetiştire yetiştire beyni gelişti. Ben aldığımda bu kadar zeki değildi. Zaten esasen erkek dediğin varlığın çok da zeki olmaması lazım. Yaratan bile erkeği yarattıktan sonra bakmış olmayacak, arkasından uğraşmış kadını yaratmış. Bence bundan bir mana çıkarmak lazım.

28 Nisan 2016 Perşembe

NAZAR

-Maşallah sana teyzeciğim çok güzel gözlerin var maviş maviş.
Hergün bastonunu kapıp kar kış demeden, yağmur, sıcak dinlemeden ekmeğini almaya gelen bu tatlı dilli teyzeye bayılıyordum.
-Yok be Mirasım güzellik mi kaldı geldik 80 yaşına, bir ayağımız çukurda.
-Ayyy Allahım senin ki gibi yaşlılık versin daha bi kere çocuk çocuk, torun göndermedin maşallah hergün dipçik gibi  gelip kendi alışverişini yapıyorsun. Bak senin  yaşındakiler yataktan kalkamıyorlar sen fıldır fıldır herşeyini kendin yapıyorsun. Tahtalara vurayım.

2 gün sonra... Kurban bayramı sabahı...




Telefonla konuşuyorum. Karşı caddeden gördüm maviş teyzeyi. Geleni gideniyle bayramlaşıyordu. Başı kalabalık Miras telefonla işin bitsin gider sarılırsın teyzeye elini öpersin dedim kendi kendime. Yarım saat sonra bir ambulans yanaştı mahalleye. Yaşlı teyze hakkın rahmetine kavuşmuş. Öte tarafa intikal etmiş. Sonrasında ne olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur.

-Bööööğğğğğğ (sümük sümük salya) Cannnnnn, kocacımmmm. öldüüüüü.
-Dur bi sakin ol, kurbanlığa mı ağlıyosun sen neye ağlıyosun. Kestik öldü evet kavurmayı yerken ağlamayacaksın ama.
-Ne kavurması salak teyze öldü.
-Hangi teyze? 
-Maviş teyze.
-Sen mi öldürdün salak ne ağlıyosun böğüre böğüre.
-Ben öldürdüm!
-Nası öldürdün. Bişey mi dedin kadına? Kalp krizi  mi geçirtdin. Vurdun mu yanlışlıkla naaptın. Polisi ara.
-Yok be niye vurayım. Maşallah dedim. böğğğ...
-....!
-.....?
-Miras kaçan danalardan biri mi tepti aşkım seni?
-Yok 2 gün önce maşallah dedim kadına bugün öldü böööğğğğğğ. Tahtaya da vurdum. Hıııı plastiğe mi vurdum yoksa tahta diye? Maşallah dedim 3 gün yaşamadı. Atasözü ve deyimler sözlüğünün görüntülü açıklaması gibi oldum. bööğğğğ....

18 Nisan 2016 Pazartesi

HANİMİŞ MİRAS?

Nerdesin? 
Onlarca 'kız sen nerdesin?' mailim birkaç tanede  'nereye kayboldun' yorumum var yazılarımın altında. Demek ki mail kullanmayan tek salak benim. Valla farketmezsiniz sandım ama yanılmışım. Açıklıyorum. Flash flash flash. 

Hayatımı ters çevirdim. İşletmemi devrettim ve başladım kariyer planlamasına. Ayda 14-15 bin kazanırken hangi asgari ücretcik beni tutacakmış şaşarım. Evirdim çevirdim evliliğimi ve hayatımı alt üst edecek bir plan kurdum. Maceraperest kocacım Can da her zaman ki gibi benim aklıma uydu. Bir buçuk metrelik bir eniştem var kendisi yurt dışında çalışıyor. Aradım onu, biz de gelelim dedim. Neden dediğim hakkında hala bir fikrim yok. Boşluğa düştüm ve dar geldi buralar. Can için hemen bir iş bulundu. Çünkü bilişim uzmanı bilgisayar manyağı bir kocam var. 'Bir kaç aya Can gelir. Can geldikten bir kaç ay sonrada sen gelirsin' dendi. Can 'ın bir aylık maaşı 4 bin dolar. 1 dolar 3 lira nerdeyse. Lojman da veriyorlar. iki sene iki kişi çalışıp havuzlu bir villa alabilirim. ingilizcemi geliştiririm. Türkçeyi unutmuş gibi 'hımmm nası diyor siz turkler' falan yaparım. Saçlarımı ombre yaparım. Dudaklarımı şişirtirim. Ne bileyim. Hayatımızın iki senesini verdim gitti.


Bekle beni Rıfkı ben geliyorum

Esas bomba gideceğimiz ülke : Afrika! Sokakta tavuk görünce yolumu değiştiriyorum. İnşallah götümü leopar kapar da aklım başıma gelir. Bahçemde yavru maymun yetiştirmeyi planlıyorum. Maymuna Rıfkı ismini vermek niyetindeyim. Safari turlarına çıkarım. Oradan Hindistan 6 saat. Hindistana gidip üçüncü gözümü açarım. Onlara zeytin yağlı yaprak sarma yapmayı öğretirim.Malum ineğe tapıyorlar. Gidip ineklerin kulaklarına et sote tarifi fısıldarım (öyle sere serpe gezip sinirimi bozmasınlar). Gece yatağa girince bunları düşünüyorum. Aramızda dua eden varsa geceleri Allah rızası için bi dua da benim için sıkıştırın araya. 'Allahım şu Miras kuluna da acık akıl fikir ver' diye.

18 Şubat 2016 Perşembe

SENİN ANNEN BİR İNEKTİ YAVRUM

İnsan oğluna verilmiş en büyük hediye ölümdür. Pek iç açıcı bir cümle değil farkındayım. Sürekli lanet ettiğimiz zamanın yerinde hiç durmaması medeniyetin en büyük kurucusudur aslında. Biyolojik saatim geçmeden çocuk yapmalıyımlar, otuzuma gelmeden kariyer planlamalıyımlar ya da gözüm toprağa bakıyor hani mürüvetler hep bundan. Ölecek olmasak, ya da yaşlanmayacak olsak hepimiz takım taklavatı yayıp, yan gelip yatardık. Yüz yıllar çuvalamı girdi amaaan boşver kız, bi dahaki yüz yıla iş kurarsın nasılsa... ile biterdi bütün muhabbetler. Tembellik edecek vaktimiz yok. Zaman akıp gidiyor. Ölüm bir hediye, yaşlanmaksa bunun hatırlatıcısıdır. (Herkese sıralı ölüm nasip olsa keşke) Her armağanı seveceğiz diye bir kural yok tabiki. En büyük korkularımdan biri yaşlanmak. Peki yaşlandığımızı nerden anlarız. Vücudun değişiminden!




Son on yılın en büyük geyiklerinden biri, göğüsün altına kalem koymaktı. Kalem göğüsün altında durmuyorsa o göğüs sarkmamış, başı muzaffer dimdik duruyor demekmiş. Denemeden kabul etmiyorum. Önce kurşun kalemle deniyorum. Evet tutuyor! Sonra tükenmez kalemle deniyorum. Onu da tutuyor şerefsizler. Bunalım meraklısı olduğum için dolma kalemi de devreye sokuyorum. Onuda tutunca bu sefer kalemliği koyuyorum onuda tutuyor bunlar. Benimkiler baya kalem tutmaya meraklılar. Dile gelip okula gitmek isteyecek adiler. Tam o sırada kafamın arkasına bir sille geliyor. Can:
-90 beden Miras onlar. Masa sümeni koysan onuda tutarlar. Yer çekimi denen bişey var. Onları aldıralım futbol topu koy istersen oraya. 

5 Şubat 2016 Cuma

BİR SEN BİR BEN BİR DE TRİP

-Sen benimle gönül mü eğlendiriyosun! Ciddi düşünmüyo musun sen benle!
-Miras evliyiz biz!
-Hee doğru. O zaman Sen artık beni sevmiyosun!
-Ne alaka.
Lannnn trip nasıl atılıyodu. Vallahi köreldim. Trip atmayı unuttum. Dur ağlayayım bari. İki damla göz yaşı yeter. Anaaa ağlayamıyorum da. Vallahi gitti en güçlü silahım. Şimdi işin yoksa atom bombası icat et. Yok o kadar akıllı değilim, mototof kokteyli neyime yetmiyor
       Sevgiliyken ne kolaydı o işler. Trip at eve git ohhh. Şimdi trip atınca en fazla yan odaya gidiyorum. Arkadaşa falanda gitsem olur da ona da iki saat açıklama yap et üşeniyorum. Yan odadan da trip sökmüyor. Kin tutamıyorum ben hemen çıkıyorum salak gibi odadan. Bir keresinde kapıyı kilitledim içerde kaldım. Akşama kadar çıkmayacaktım hesapta ama çişim gelince gel beni kurtar diye yalvarmak zorunda kaldım. Dalga geçti birde benle. Üstelik kapının kolda hala bozuk artık kilitleyemiyorum kendimi içeri. Bırak, kapıyı bile kapatamıyorum korkudan, içeride kalırım diye.

On sekizimdeyken çıktığım hava harpte okuyan bir çocuk vardı. İki senelik sevgiliydik. Üniforma çok yakıştığı için ite, birde vakit kaybetmeyelim diye, eve gidip üstünü değişmeden yanıma gelirdi. O da nasıl bir görgüsüzlüktür. Üniformayla geziyordu yanımda. Aslına bakarsan tıp okuyanın beyaz ameliyat önlüğüyle gezmesi gibi bişey. Neyse küstüm ben buna. Trip atacağım diye çıktım kafeden. Baktım peşimden geliyor. Bir iki tersledim gelmesene peşimden diye. Cadde kalabalık ama koşturuyor arkamdan. Arkama döndüm ve bağırmaya başladım.

-Aaaa sapık mısın nesin tanışmak istemiyorum senle. Peşime takıldın bırakmıyosun terbiyesiz. Namuslu kızım ben sokakta erkeklerle tanışmam.

Dondu kaldı. Şok oldu. Caddedeki kalabalık durdu. Sonuçta yardıma ihtiyaç duyan gencecik bir kız sokakta bağırıyor. Esnafta kapının önüne çıkmaya başlayınca sıçtık dedim içimden. Bu sefer abarttın Miras. Ağzına edicekler şimdi bu salatalığın. Laannnn dayak yiyecek çocuk senin yüzünden.

1 Şubat 2016 Pazartesi

KOMŞU ALMA ISSIZ ADAYA TAŞIN

İsyaaaaaaaaaaaaaaan diye bağırıyor yeni yan komşularım. Daha taşınalı bikaç saat oldu. Geriye bir avuç yalaaaaan. Neye isyan ediyorlar bilmiyorum. Evin tuvaletini mi  beğenmediler acaba. Ne oldu? Duşakabin mi sızdırıyor. Gece on ikide akıllarına ne gelmiş olabilir de böyle bağırıyorlar anlamaya çalışıyorum. Kulağımı duvara dayamama gerek yok orda biri osursa burdan duyuluyor zaten. Allahım inşallah sesli seks yapmıyorlardır. Buna karşılık bende başlıyorum aynı şarkıya hemde avazım çıktığı kadar.
İsyaaaaaaaaan. Ne bağırıyosunuz ulaaaaaaan. Gecenin on ikisi, ben hatırlattım da susmazsanız polis çağırıcaaaaaaaaaaam. Uzata uzata. Nameli nameli.




Sustular. ama bestemden memnun kaldıklarını hiç sanmıyorum. Sabah işe giderken uunutmayayımda kapıyı dinliyeyim onlar işe gittikten sonra çıkayım bari. Kim o cartlak demesinler. Ya da desinler ya onların sesi sanki çok mu güzel. Ah o eski yan komşularım. Orta yaşın az üstünde bir çiftti. Resmen benim yüzümden taşındılar. Adamın arabasına komple çamur sürmeseydim ya da o kokana karısına cadoloz demeseydim taşınmazlardı belki. Ya da apartman girişindeki ayak kokusunun o adamın ayakkabısına ait olduğunu vurgulamasaydım mesela. Onlarda çok fenaydı. Kibirli laf sokan gıcık insanlardı ama en azından yaşları gereği gece on birde Halil Sezai söylemiyorlardı. Olsa olsa heybelide her gece mehtaba çıkarlardı gariplerim. Nerdesin kokana seni çok özledim. Gelen gideni aratıyor vallahi.

29 Ocak 2016 Cuma

UÇTU KUŞUM

İlk evcil hayvanımız gerçek anlamda bir tanrı misafiriydi. Yatak odasının aralık bulduğu penceresinden gizlice içeriye süzülmüş fıstık yeşili minicik bir kuş. Kim bilir kimin kuşuydu da kaçtı. Bir kuşun olabileceği kadar eğitimliydi hemde. Uzaktan öpücük atınca nerede olursa olsun gelip koluna konuyordu. Kafesin içindeyken karşısındaki kafasını salladığı zaman o da sallıyordu. Haluk levent konserlerindeymişiz gibi her akşam kafa sallardım o kuşla. İşim dolayısıyla ilgilenemediğim için ölünce, öyle cansız cansız kafesin dibinde yattığını anlayınca, böğüre böğüre ağlamam normal. Anormal olan ailem. Ömrümü yediler.
Ama nasıl ağlıyorum, nasıl hıçkırıyorum. Gözyaşlarımla iki dönüm tarla sulanır.

Can'ı aradım önce.
-böğğğğğğğ
-ne oldu! Birine bişey mi oldu?
-böğğğğ evet kuşummmm.
-aşkım işteyim sabret gelcem ağlama niye o kadar ağlıyosun için dışına çıkıcak. Dur anneni arıyayım.

annem aradı sonra.
-Miras allah günah yazar kızım kuş için o kadar ağlanır mı?
-böğğğğ
-Ben ölsem o kadar ağlamazsın!
-Anne ne alaka hemen kendini sokuşturuyosun ya böğğğğ




Sonra teyzem aradı
-Miras kuşun ölmüş. Helva yaptıralım mı.
-Dalga mı geçiyosun sen ya böğğğğ (Hala içim çıkana kadar ağlıyorum yalnız)
-Dalga geçiyorum tabi salak! Ağla da az ağla. İnsanlar ölüyodra bu kadar ağlamıyolar.
-İnsanlar ölünce nası ağlasınlar be ölü ağlar mı böğğğ

27 Ocak 2016 Çarşamba

ZOMBİ OLAN VAR MI?

Hani fantastik filmlerde, dizilerde vardır ya, bir sırrı paylaşıyorlardır ama dünyanın geri kalanı bilmiyordur. 
Zombiler, kurt adamlar ya da vampirler vardır ama gizlidir kimse bilmiyordur. Hah! İşte gerçekten varsa onlar ve bana söylemiyorsanız varya, acayip kızarım. 
Siz orda vampir olmuş ilginç sihirler falan yapıyosanız ve ben burda saf saf faturalarla falan uğraşıyorsam iki elim yakanızda ahirette de rahat bırakmam. Varsa böyle bir sır saklayan yazsın bana (:

Niye bilmem bayılırım fantastik yapımlara. Dikkat edin hepsi sır doludur. Onlar değişik hepimiz gerizekalıyız anlamıyoruz onların üstün olduğunu. 

Eğer bu gerçek olsaydı kaynanam kesin vampir olurdu. Kanımı emmek istiyor sanırım.
Ben Zombi olur Can'ın beynini yerdim anan niye vampir diye.
Can da kurt adam olurdu. Gel kuçu kuçu.

26 Ocak 2016 Salı

YOR JUST BİSCOLATA - VE BİR ÖNERİ

-Bi dakika ya! Dur dur dur. Ne demek kilo aldın. Ne demek göbüşün mü çıktı. Diyete mi başlasan ne demek!

-Hayatım niye o kadar sinirlendin?

-Adettendir.

-Öyle bi adet mi var?

-Öyle adet yok. Regl olan adet var.
O, adettendir.

-Gene mi ya..

-Gene mi ne be. Her ay oluyor bu. Ben seni tribimi çek diye aldım. Ayrıca bu göbüş falan da adettendir. Beni alırken promosyon olarak tripli regl günlerimide alıyosun.

Victorya Sekret melekleri gibi olayım istiyor. Güzel o zaman bende Biscolata erkeği istiyorum.
-Kas istiyorum.
Baklava istiyorum.
Ben diyet yapıcaksam sende kas yapıcaksın. Ördek poposu gibi kol kasları istiyorum. Bence gayet makul bir istek. Neden hep kadınlar fedakarlık yapmak zorunda. 

22 Ocak 2016 Cuma

SOSYAL KOCA ALMAYIN! ASOSYAL ALIN

-Özgür iradenle yatağa geliyor musun yoksa dırdır etmeye başlayayım mı?
-Tamam hayatım oyunum bitince geleceğim.

Tabi ki daha kurnaz yöntemlerde denedim.

-Aşkııııım hadi gel artık kapat oyunu
-Gelcem tatlım dur bitsin.
-Ya ama bak ne göstercem sana. Gel bak ne var burda. Ayyy ne biçim seksiyim ben aaaaa
-Aşkım bi sabret oyun bitsin
- Lannn sışçam oyununada sana da. Yok sana bicik, seksde yok bicikde yok savaştığın oyun karakteri karıları öpersin artık puşt!

Saat sabaha karşı iki suları ve ben sevgili kocamı bilgisayardan, oyun başından kaldırıp yatmaya gelmesi için uygulayabileceğim yöntemleri düşünüyorum. 

Evliliğimiz boyunca Can'ın sosyal tarafını törpülemeye çalıştım. 32 yaşında olmasına rağmen futbol antenmanlarını ve maçlarını, sesi güzel olduğu için kurduğu müzik grubu provalarını, yabancı dil öğrenmek için gittiği kursu ve manyağı olduğu bilgisayar oyunlarıyla savaşırken zaman o kadar çabuk geçti ki ben hiç bir bok anlamadım bu evlilikten. Haftanın iki günü prova, iki gün antrenman, bir gün maç, birgün yabancı dil kursuna gidip, kalan günlerde de (kaldı mı sayamadım) bilgisayar oyunu oynamak istediği için isyan bayrağını çektim evliliğimizin ilk yılı. Sonra evli olduğunu farkedip azaltmaya çalıştı faliyetlerini.

28 Eylül 2015 Pazartesi

MANİK MANYAK!

Herkesin hayatında, arkadaş ortamında gülerek anlattığı kaçık akrabaları vardır. Benim sorunumsa bu akrabalarımın sayıca, kaçık olmayanlardan fazla olması. Üstüne eşimin de normal sayıdaki kaçık akrabaları da eklenince gerçekten, kronik ülsere neden olacak kadar büyük bir kaos ve stres oluşturuyor. O kadar ki Canla bazen oturup, ruh sağlığı hormonlu aile bireylerimize  top 10 listesi yapıyoruz.

Genellikle birinci sırayı babam alıyor. Manik depresif, güç kaygısı yüzünden kompleksli,  etrafındaki herşeye takıntılı bir adam. Üniversite öğrencilerine tez olarak verilse, o öğrenci mezun olamaz.  Ama burada esas anlatmak istediğim küçük teyzem. Küçük dediysem 35 yaşında manyak.



26 Eylül 2015 Cumartesi

ODUN OLMAK YA DA OLMAMAK - İŞTE BÜTÜN MESELE BU

-Seni Seviyorum dedi Can, ben eve çıkarken. 
-Bende, dedim arkama dönüp. 
-Ben daha çok, dedi. 
-Evet, dedim. 
-En çok ben seviyorum, dedi. 
-Biliyorum, dedim. 
-Şımarık piç, dedi gülerek. Güldüm, eve girdim. Biliyorum çok romantik bir çift değiliz. Genel anlamda, önce telefonu sen kapat aşkım, denilince pat diye yüze telefon kapatan tiplerdenim. Çünkü Türk erkeğinin romantizmine güvenmiyorum. Romantik ol deyince hemen eve ufak mumlar koyup, koridora gül yaprağı  dökmeye çalışıyorlar.


Böyle bir şey olacak sanıyorlar

24 Eylül 2015 Perşembe

Uyursan Ölürsün

Kafamda çizdiğim yollarda yürüyorum. Kafam çok karışık. Yollar çok karışık. Bir kaç köşe dönüyorum. Hep aynı yerdeyim. Hızlanıyorum çıkmak için karmaşadan. Yollar toprak, taş, hatta çamur. Bata çıka koşuyorum. Düşüyorum sonra. Dizlerim sıyrılmış, avuç içlerim paramparça, çamura bulanmış kan, midemi bulandırıyor. Uyandım!




Rüya dediğimiz olay, bilinçaltımızdaki düşüncelerin resimlerle ilişkilendirilmiş halidir. Gelecekten haber vermez aslında. Öyle olsaydı eğer, rüyalarda bilmediğimiz şeyleri de görürdük ki evrende ki anlamı olan şeyler balık- kısmet, at-murat, kuş-haberden ibaret olmazdı. Sabah uyanınca, rüyasında, Uruguay tavşanını kovalayan pumanın anlamı nedir, diye soran birini hiç görmedim. Uruguay tavşanın anlamı yok mudur şu koca evrende. Irkçılık yapmayalım.

20 Eylül 2015 Pazar

BİNLERCE DANSÖZ VAR - BİRİ DE BİZİM EVDE

Çocukluktan gençliğe geçiş dönemimde, Alman tarihi, Fars dili ve edebiyatı, tenis, piyano ve bale dersleri.... Yok canım almadım onları. Böyle bir giriş yapmak isterdim .Yaptım rahatladım. Alanla da hiç tanışmadım. Alan o kadar insan da niye bana denk gelmez bilmem. Bunu düşününce, hapishaneye tekrar düşmüş Deniz Seki gibi mutsuz oluyorum. Bunun sebebini de anlamış değilim. Ancak bir dönem tiyatro yaptım. 30 sahne almışımdır en az. Deneyenler bilirler, çok eğitimsiz de olsa bu acemi oyuncular, marjinal tiplerdir. Kendi söylediği yalana inanıp o hayatı yaşayanlar mı ararsın, megolomanlar mı, diyaframdan konuşabilmek için, içine Haluk Bilginer kaçmış olanlar mı... Her çeşit mevcuttur. Balık hali gibidir. Köpek balığı da vardır hamside, yengeçte. Hatta halden ayrılınca, balık kokarsın buram buram. İşte tiyatro dünyasına bir kere girince, benzeri bir koku taşırsın üstünde. 




19 Eylül 2015 Cumartesi

Facebook Kullanım Talimatnamesi

Dünyanın başına gelen en kötü şey, Hitler ve Stalinin aynı dönemde doğup, siyasete atılıp, üstüne bir de askeri kariyer yapmasıdır bence. Nihayetinde iki acımasız despot güç, birbirlerini yeyip bitirirken, bütün dünya kasıp kavrulmuş. Bir kısmımıza bu acıyı yaşamak kalmış, diğer kısmımıza ise bunları duyup, dünyanın acımasızlığı yüzünden savunma mekanizması geliştirmek. 

Türkiyenin başına gelen en kötü şey ise, Mark Zuckenberg in Facebook u Türkiye ye açmasıdır.
Tamam ikisini aynı kefeye nasıl koydun diyeceksiniz ama Türk insanının egosunu bu kadar gereksiz yere tatmin edebilmesi, ilerleyen dönemler için, yeni megolomanlar yarattığında bu sözü gururla heryerde paylaşabilmemi sağlayacak. Siyasetçiler değişecek, savaşlar çıkacak, afetler olacak. Her zaman ki gibi hepsi gelip geçecek ama biz facebook un insanı insanlıktan çıkaran olanakları ile yetişmiş bir toplum olacağız.

16 Eylül 2015 Çarşamba

Açılın! Geyiğim var

Herkesin belirleyici özellikleri vardır. Şuradaki, sulu şakalardan hoşlanmaz, film izlemeyi kitap okumaya tercih eder, sarımsak yemez. Öbürü, çalışmayı sevmez, alkol sofralarına bayılır, futbol holiganıdır. Diğeri, mülaimdir, sesi çok çıkmaz, zekidir ama hayrı kendinedir. Ben, diğer hobilerimi hep kitaplarıma feda ederim, fantastik şeyler izlemeye, okumaya bayılırım. Arabesk sevmem. He evet evet kültürümüz. Ne köyde büyüdüm de çeşmeden su alan kız oldum, ne de bıyığımı bura bura meyhanede rakı içtim. 

Kendi hayatından izler bulamıyorsa insan ısınamaz o filme, müziğe, kültüre. Bir önceki neslin kültürüydü o. İnşaatta çalışırken meşhur olan pala bıyıklı İbrahim Tatlısesin, genç kızların sevgilisi olduğu zamanların kültürü. Şimdi gitmek istemiyorsam, kapatırım android telefonumu, kimsede benim postijli saçlarımı yolup bir yere götüremez. Saçlarını yol getir? Git ara bul getir? - aramaya gerek yok abi yer bildirimi yapmıştır. Hah Starbucksta mokalı makiyatolu koko moko içiyor. 

Huzursuz Kaltak Sendromu

Sağ bacağımı kontrol edemiyorum bazen. Farkına varıp durduruyorum topuğumla yaptığım tıktıkları. Birkaç saniye sonra farkında olmadan tekrar başlıyorum aynı tıktıklara. İşte bunun adı, huzursuz bacak sendromu. Bacağım huzursuzsa, bende huzursuzum demek ki. Kendimi kandırmanın alemi yok. Yoksa sadece o mu huzursuz lan. Sağ bacağımı aldım, solu almadım da ondan huysuzluk mu çıkarıyor. Bakiyim. Almışım, ondan değil. Peki neyden? Sinemden!
Sendromum şekil değiştirip, Huzursuz kaltak sendromu oluyor. Alacağım haberleri az çok tahmin edebiliyorum.

15 Eylül 2015 Salı

ÇOK DERTLİSİN GÜLİN TEYZE

Neler var lan şu hayatta


Mutfak masası, aslında sadece kahvaltı yapılan, kahvelik, baharatlık, ıvır zıvır konulan bir eşya değildir. Gizli bir misyonu vardır mutfak masasının. Kadınsal muhabbetler. Ne dedikodular döner, ne dertler çözülür o masada. Nato zirvesinde alınamayan kararlar alınır mesela. Kahve falları yorumlanır. Gelmeyen mesajlar beklenir. Ana avrat sevgili, koca, nişanlı çekiştirilir.

12 Eylül 2015 Cumartesi

AZ VEREN CANDAN ÇOK VEREN AŞUFTE

Dıştan yakışıklısın dediler , içimdeki acıyı bilmediler.Çok gülüyorsun dediler , hergün ağladığımı bilmediler .Hayatı seviyorsun dediler , yaşarken öldüğümü görmediler . . ! 
3 dakika baktım. Önce fotografa baktım, sonra yazıya baktım.  Fotografı öğlen saatlerinde çektirmiş. Masada oturuyor. Önünde çay bardağı. Öğle yemeğinde küçük Emrah ı yemiş de sindirememiş gibi bir yüz ifadesi var. Sarışın, mavi gözlü,düzgün bir fiziği var. Üniversteyi yeni bitirdi. Hafta da en az 3 kız götürüyosun. Hala fotografa bakıyorum. Bunları niye yazmış, kimi etkileyeceğini düşünmüş anlamaya çalışıyorum. Girdap oluyor foto gözümde. İnsanlık tarihinin onun perişan halini görmesini istiyor. Masada çay içerken hemde! Dur bakiyim, acısını anlamaya çalışayım: Fotografa bakınca ne görüyorum? Boynu bükükleerrr, boynu bükükleeeerr. Anasız baabasıııız, garip yetimleeeerrr. (Küçük emrah şarkısı) İt herif, üniverste okurken kira bile vermedin 3 oda bir salon oturduğun daireye. Tamam ailenle çok yakın değilsin ama oturduğun evi baban aldı sana. Ne acısı ne ölmesi. görende köy meydanında anasına saldırdılar sanar.

Aynı çocuk dükkana giriyor havalı havalı. Bu sefer Emrah ı sindirmiş. Tatlı olarak Tarkan ı yemiş gelmiş. Git sıç o Tarkan ı! Daha Emrah ı kabullenemedim. Anlamaz ki.... Motorunu park edip abla naber diye yanıma geliyor. Kendisinden 2 yaş büyüğüm ama alıştım abla lafına. Çocuğun abi amca emmioğlu takıntısı var. Hacı demesin diye susuyorum.

11 Eylül 2015 Cuma

Türk Dizisi Çekmek İçin Şart Olan 9 Madde

Gıcığım size Türk dizileri!


Ama hepinizi de izliyorum. Çünkü izlemek zorundayım. Neden mi? Bu blogu neden yazıyosam ondan. İşim yok çünkü. Var da yok. Yani çalışırken bir yandan beni oyalayacak bir şey olması lazım.
Kendimi yiye yiye, sinir ola ola izliyorum.
Bir yandan da bu benim toplumumun yansıması mı diyorum. Bizden birşeyler bulmasak o kadar izlemeyiz değil mi? Ama nasıl tahammül ediyorlar anlamıyorum. Neler var neler aha buda klişe oldu dediğim. Mesela;

Yayık ağız: Ağzını yaya yaya konuşan Türk kızları. Bu cins özellikle romantik komedi dizilerinde görülüyor. 
Terazi kefesi gibi ağzı var karının her açısında 3 kilo patlıcan koysam tartar mı, şu yemek masası o ağıza girer diye düşünmekten ne söylediğini anlamıyorum.