Yarın yine doğar güneş belki bana da gülümser... Giriş, gelişme, sonuç yok bu dümdüz bir yazı. Güneşle ilgili bir alıp veremediğim var zaten çözemiyorum. Yağmur yağınca o kadar çok seviniyorsam güneş güneş diye tutturmak niye? Drama sevdalısıyım demek ki.
"Tık… Kapandı telefon.
Bu da aynı diye geçirdim içimden.
Bir gün dediklerimi değil, demek istediklerimi anlayacak bir erkek çıkmayacak mı karşıma?
Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? İlle de ben bu hayattan bıktım, türünde sözler mi etmeliyim? İşim çok dediğimde, bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri…
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz?
Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır?''
HANİMİŞ MİRAS?
Nerdesin? Onlarca 'kız sen nerdesin?' mailim birkaç tanede 'nereye kayboldun' yorumum var yazılarımın altında. Demek ki m...
ACIMASIZ GERÇEKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ACIMASIZ GERÇEKLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Temmuz 2016 Cuma
29 Mayıs 2016 Pazar
JAMAİKA- BONZAİ
Bu aralar toplumun yarasına parmak sokasım var. Hayatta herşeyi en az bir kere denemek gibi bir mottom var. Veee bunda çok ciddiyim. Çin e gitsem çekirge yerim mesela. Kusacağımı bilsem de denerim. Paraşüt taksalar uçurumdan atlarım. Ödüm buna isyan etse de yapamayan ben olmamalıyım. Ne olduğunu neye benzediğini bilmeliyim denemedeğim şeyin. İyi de olsa... Kötü de olsa... Tabi ki siz batının ve Mirasın iyi taraflarını alın kötü taraflarını almayın.
Yıllar önce bir arkadaş, annesine peygamber çiçeği diye aylarca kenevir yetiştirtmişti balkonda. Hacı anne anlayınca bütün kenevir saksılarını balkondan aşağı atmıştı. Hep etraftan, hapla otla ilgili hikayeler dinledim o zamana kadar. Kötü birşey olduğunu bilse de insanın beyni bunu eğlence olarak kodluyor.
Bir kaç sene önce bir doğum günü partisinde alelade bir evde denedim ilk ve son defa uyuşturucuyu. Hep merak etmişimdir; İnsanların bundan ne anladığını. Üniversite yerleşkesinde yaşayan insanlar olarak, sokakta gördüğüm zaman, 'kesin otlu, haplı' diye eleştirmek veya değilse bile ne olduğunu bilmediğim için yargılamamak istedim. O partide ilk defa birinin elinde onu gördüğüm zaman, ergenliğe yeni giren kardeşim geldi aklıma. İçse anlayabilir miyim? Peki o bundan nasıl bir zevk alacak ki içmek isteyecek? Denemem lazım diye düşündüm. Ne hissettirdiğini, neden içtiklerini bilmem lazım. Seni anlıyorum demem lazım. Hatta ilk elden anlamam lazım.
Can'ın buz aramak için dışarı çıktığı sırada (yeşilaycı ve tertemiz bir Can'ım var benim) çıktım balkona. 3-4 kişilerdi. 'Ooo deneyecek misin' deyip tutuşturdular parmaklarımın arasına. Şunu da anlamış oldum ki, hiç bir fırsatı kaçırmıyor, kimse ne gerek var içme demiyor. Onları yargılama, onlar gibi ol istiyor herkes. Yalnız sigara gibi içilmiyormuş o. Kesik kesik nefes çekmek lazımmış. Kafaları güzel olduğu için o kısmı öğretmeyi kaçırdılar sanırım.
Yıllar önce bir arkadaş, annesine peygamber çiçeği diye aylarca kenevir yetiştirtmişti balkonda. Hacı anne anlayınca bütün kenevir saksılarını balkondan aşağı atmıştı. Hep etraftan, hapla otla ilgili hikayeler dinledim o zamana kadar. Kötü birşey olduğunu bilse de insanın beyni bunu eğlence olarak kodluyor.
Bir kaç sene önce bir doğum günü partisinde alelade bir evde denedim ilk ve son defa uyuşturucuyu. Hep merak etmişimdir; İnsanların bundan ne anladığını. Üniversite yerleşkesinde yaşayan insanlar olarak, sokakta gördüğüm zaman, 'kesin otlu, haplı' diye eleştirmek veya değilse bile ne olduğunu bilmediğim için yargılamamak istedim. O partide ilk defa birinin elinde onu gördüğüm zaman, ergenliğe yeni giren kardeşim geldi aklıma. İçse anlayabilir miyim? Peki o bundan nasıl bir zevk alacak ki içmek isteyecek? Denemem lazım diye düşündüm. Ne hissettirdiğini, neden içtiklerini bilmem lazım. Seni anlıyorum demem lazım. Hatta ilk elden anlamam lazım.
Can'ın buz aramak için dışarı çıktığı sırada (yeşilaycı ve tertemiz bir Can'ım var benim) çıktım balkona. 3-4 kişilerdi. 'Ooo deneyecek misin' deyip tutuşturdular parmaklarımın arasına. Şunu da anlamış oldum ki, hiç bir fırsatı kaçırmıyor, kimse ne gerek var içme demiyor. Onları yargılama, onlar gibi ol istiyor herkes. Yalnız sigara gibi içilmiyormuş o. Kesik kesik nefes çekmek lazımmış. Kafaları güzel olduğu için o kısmı öğretmeyi kaçırdılar sanırım.
Etiketler:
ACIMASIZ GERÇEKLER,
BONZAİ,
JAMAİKA,
PARTİ,
UYUŞTURUCU,
YEŞİL KÖY
23 Mayıs 2016 Pazartesi
BAŞKASI OLMA KENDİN OL ÖYLE ÇOK DAHA GÜZELSİN
Küçükken ailem beni dahi çocuk sanıyordu çünkü Casper çizgi filminin jenerik müziğini ingilizce olarak baştan sonra ezbere söyleyebiliyordum. İki buçuk yaşında falandım hemde.
-Anneciğim, peki dahi olmadığımı ne zaman anladınız?
-Beş yaşında yavrum.
-Nasıl?
-O yaşa kadar Pamuk Prensesi, tavuk prenses sanıyormuşsun çünkü. Sana tavuktan prenses olmadığını öğretene kadar göbeğim çatladı.
-Öyle sandığımı nerden anladınız?
-Gördüğün tavukları prenses diye çağırıryordun. Hatta horozları da.
İlk okulda ise kimseye gerek olmadan kendi kendime anladım salak olduğumu.
Derslerim iyiydi ama diğerler öğrencilerle aram hiç iyi değildi. Oldum olası öyleyimdir. Hayatıma biri girince genelde ben çıkıyorum. Erkek çocukları saçlarımı çekince bana aşık olduklarını zannediyordum. Saçımdan sürüyerek beni mağarasına götüreceğini düşünüyordum. Bildiğin taş devrinde sanıyordum kendimi. Bir kere çekince nişanlandık, sürükleyince evleniriz herhalde diye canlandırıyordum kafamda..
-Anneciğim, peki dahi olmadığımı ne zaman anladınız?
-Beş yaşında yavrum.
-Nasıl?
-O yaşa kadar Pamuk Prensesi, tavuk prenses sanıyormuşsun çünkü. Sana tavuktan prenses olmadığını öğretene kadar göbeğim çatladı.
-Öyle sandığımı nerden anladınız?
-Gördüğün tavukları prenses diye çağırıryordun. Hatta horozları da.
İlk okulda ise kimseye gerek olmadan kendi kendime anladım salak olduğumu. Derslerim iyiydi ama diğerler öğrencilerle aram hiç iyi değildi. Oldum olası öyleyimdir. Hayatıma biri girince genelde ben çıkıyorum. Erkek çocukları saçlarımı çekince bana aşık olduklarını zannediyordum. Saçımdan sürüyerek beni mağarasına götüreceğini düşünüyordum. Bildiğin taş devrinde sanıyordum kendimi. Bir kere çekince nişanlandık, sürükleyince evleniriz herhalde diye canlandırıyordum kafamda..
28 Nisan 2016 Perşembe
NAZAR
-Maşallah sana teyzeciğim çok güzel gözlerin var maviş maviş.
Hergün bastonunu kapıp kar kış demeden, yağmur, sıcak dinlemeden ekmeğini almaya gelen bu tatlı dilli teyzeye bayılıyordum.
-Yok be Mirasım güzellik mi kaldı geldik 80 yaşına, bir ayağımız çukurda.
-Ayyy Allahım senin ki gibi yaşlılık versin daha bi kere çocuk çocuk, torun göndermedin maşallah hergün dipçik gibi gelip kendi alışverişini yapıyorsun. Bak senin yaşındakiler yataktan kalkamıyorlar sen fıldır fıldır herşeyini kendin yapıyorsun. Tahtalara vurayım.
2 gün sonra... Kurban bayramı sabahı...
Telefonla konuşuyorum. Karşı caddeden gördüm maviş teyzeyi. Geleni gideniyle bayramlaşıyordu. Başı kalabalık Miras telefonla işin bitsin gider sarılırsın teyzeye elini öpersin dedim kendi kendime. Yarım saat sonra bir ambulans yanaştı mahalleye. Yaşlı teyze hakkın rahmetine kavuşmuş. Öte tarafa intikal etmiş. Sonrasında ne olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur.
-Bööööğğğğğğ (sümük sümük salya) Cannnnnn, kocacımmmm. öldüüüüü.
-Dur bi sakin ol, kurbanlığa mı ağlıyosun sen neye ağlıyosun. Kestik öldü evet kavurmayı yerken ağlamayacaksın ama.
-Ne kavurması salak teyze öldü.
-Hangi teyze?
-Maviş teyze.
-Sen mi öldürdün salak ne ağlıyosun böğüre böğüre.
-Ben öldürdüm!
-Nası öldürdün. Bişey mi dedin kadına? Kalp krizi mi geçirtdin. Vurdun mu yanlışlıkla naaptın. Polisi ara.
-Yok be niye vurayım. Maşallah dedim. böğğğ...
-....!
-.....?
-Miras kaçan danalardan biri mi tepti aşkım seni?
-Yok 2 gün önce maşallah dedim kadına bugün öldü böööğğğğğğ. Tahtaya da vurdum. Hıııı plastiğe mi vurdum yoksa tahta diye? Maşallah dedim 3 gün yaşamadı. Atasözü ve deyimler sözlüğünün görüntülü açıklaması gibi oldum. bööğğğğ....
Hergün bastonunu kapıp kar kış demeden, yağmur, sıcak dinlemeden ekmeğini almaya gelen bu tatlı dilli teyzeye bayılıyordum.
-Yok be Mirasım güzellik mi kaldı geldik 80 yaşına, bir ayağımız çukurda.
-Ayyy Allahım senin ki gibi yaşlılık versin daha bi kere çocuk çocuk, torun göndermedin maşallah hergün dipçik gibi gelip kendi alışverişini yapıyorsun. Bak senin yaşındakiler yataktan kalkamıyorlar sen fıldır fıldır herşeyini kendin yapıyorsun. Tahtalara vurayım.
2 gün sonra... Kurban bayramı sabahı...
Telefonla konuşuyorum. Karşı caddeden gördüm maviş teyzeyi. Geleni gideniyle bayramlaşıyordu. Başı kalabalık Miras telefonla işin bitsin gider sarılırsın teyzeye elini öpersin dedim kendi kendime. Yarım saat sonra bir ambulans yanaştı mahalleye. Yaşlı teyze hakkın rahmetine kavuşmuş. Öte tarafa intikal etmiş. Sonrasında ne olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur.
-Bööööğğğğğğ (sümük sümük salya) Cannnnnn, kocacımmmm. öldüüüüü.
-Dur bi sakin ol, kurbanlığa mı ağlıyosun sen neye ağlıyosun. Kestik öldü evet kavurmayı yerken ağlamayacaksın ama.
-Ne kavurması salak teyze öldü.
-Hangi teyze?
-Maviş teyze.
-Sen mi öldürdün salak ne ağlıyosun böğüre böğüre.
-Ben öldürdüm!
-Nası öldürdün. Bişey mi dedin kadına? Kalp krizi mi geçirtdin. Vurdun mu yanlışlıkla naaptın. Polisi ara.
-Yok be niye vurayım. Maşallah dedim. böğğğ...
-....!
-.....?
-Miras kaçan danalardan biri mi tepti aşkım seni?
-Yok 2 gün önce maşallah dedim kadına bugün öldü böööğğğğğğ. Tahtaya da vurdum. Hıııı plastiğe mi vurdum yoksa tahta diye? Maşallah dedim 3 gün yaşamadı. Atasözü ve deyimler sözlüğünün görüntülü açıklaması gibi oldum. bööğğğğ....
26 Nisan 2016 Salı
SEÇENEKLER
Afrika semalarına ışınlanmadan önce evde çekirdek çitleyip kitap okuma hayalleri kurarken resmen mahremiyet bölgesini beni yine bir işletmecilik macerası buldu. Ancak manyak manyağı çeker misali uzun metrajlı komedi filmini aratmayacak nitelikte karikatüristik sahipleri vardı mekanın. Biri Can'ın kuaförü, aslında efendi bir insan olmasına rağmen, iki karı boşamış 4 kızını geride bırakıp, Mine denen, Levent Kırcanın sarhoş tiplemesinin kadın hali beraber olan Ufuk abi. Diğeriyse 1 üniverste bitirmiş, yüksek lisans yapmış, üstüne de iso belgeleri almış ama sabah kahvaltısını bira ile açan, 40 yaşında olmasına rağmen 40 kilo, yusyuvarlak renkli güneş gözlükleriyle, sarhoşken kırıp yeniden yaptırdığı için ağzını kapattırmayan ön dişleriyle Mine. Bu paragraftan Mineye taktığımı anlamış olmanız lazım zaten. Kadın vucudumda varolduğundan habersiz olduğum tüyleri bile diken diken ediyor.
İşime karışmayacaklarına dair yemin üzerine yemin verdikleri için kolları sıvadım. Sonuçta birisine Can yıllardır kafasını emanet ediyordu. Diğeriyse her ne kadar bazen saçmalasa da eğitimli bir kadındı. Mine nin sadece gelen müşterilerle hoşbeş etmesi ve konsomatris gibi masalarda dolaşması gerekiyordu. Çünkü babadan zengin hiç bir işten anlamayan bir kadın olduğunu baştan çözmüş, bazı insanlar böyledir deyip, kabullenmiştim.
İşime karışmayacaklarına dair yemin üzerine yemin verdikleri için kolları sıvadım. Sonuçta birisine Can yıllardır kafasını emanet ediyordu. Diğeriyse her ne kadar bazen saçmalasa da eğitimli bir kadındı. Mine nin sadece gelen müşterilerle hoşbeş etmesi ve konsomatris gibi masalarda dolaşması gerekiyordu. Çünkü babadan zengin hiç bir işten anlamayan bir kadın olduğunu baştan çözmüş, bazı insanlar böyledir deyip, kabullenmiştim. 28 Ocak 2016 Perşembe
KADINLAR İÇİN BİR MİM - BU ÜLKEDE KADIN OLMAK
Size bir ülke anlatayım mı?
Bu ülkede 69 yaşındaki A.Ü gibi, yolda sadece adres sorduğunuz torununuz yaşında bir genç tarafından bir barakaya çekilip tecavüz edilebilirsiniz, maaş kartlarınız ve ziynet eşyalarınız çalınabilir..
Bu ülkede 69 yaşındaki A.Ü gibi, yolda sadece adres sorduğunuz torununuz yaşında bir genç tarafından bir barakaya çekilip tecavüz edilebilirsiniz, maaş kartlarınız ve ziynet eşyalarınız çalınabilir..
Bu ülkede 6 yaşındaki Gizem Akdeniz gibi, babanızın kuzeni tarafından defalarca tecavüz edilebilir, öldürülebilirsiniz, cesediniz ormanda bulunabilir. Yaşınızın bir önemi yok, vajinanızın olması yeterlidir erkekleri tatmin edebilmeniz için..
Bu ülkede 21 yaşındaki Fatma Nur Çelik gibi, evinize internet kurmaya gelen birisi tarafından, koli bandı ile bağlanarak tecavüze uğrayabilirsiniz, 2 gün sonra kendi evinizde elleriniz kollarınız bağlı bir şekilde cesediniz bulunabilir.
15 Ocak 2016 Cuma
IRMAK DÜZGÜN AKYILDIZ - AŞK, ÖLÜMDEN SONSUZDUR
Lisedeydik... Tertemiz bir aşkla bağladık. Üniversiteyi kazandık. Ben İstanbul'da Düzgün'üm Safranbolu'da ... Özlem çektik. Sonra askerlik taa Şırnak'a yolladım sınıra...15 ay öldüm öldüm dirildim. Özleminden yandım. Terhis oldu geldi. Düğünümüz olacaktı. Ailelerimizi zorlamamak için bir sene daha bekledik. Evimizin herşeyini ikimiz aldık yuvamızı kurduk. Tüm bunlar dile kolay 11 senede oldu. 14 Eylül 2014'te "ömrümün ve nefesimin sonuna kadar evet" dedi. Ve evlendik.Mutluluktan başımız döndü. 15 ayın hergünü çok mutluyduk. İkimizinde gözlerinin içi gülerdi. Taa ki 26 Aralık'a kadar... Eşim iş yerime geldi bana yemek getirdi. Aşağıda katili geçirmek istememiş münakaşa etmeden yukarı çıkmış. Tanışıklıkları yok aralarında bir husumet yok laf dalaşı yok . Hiçbir şey yok.Ofisin kapısı çalındı ben açtım o cani konuşmak için çağırdı eşimi engel olamadım. Düzgünüm onu dinleyecekti ama o öldürmeyi kafasına koymuş. Var gücüyle yumruk attı. Çığlık çığlığa aşağa indim ki eşim kanlar içinde... Kalbine saplamış bıçağı.Ilık ılık akıyor. Ellerim üstüm başım kanlar içindeydi. Hastaneye beraber gittik sadece 15 dk içinde öldü dediler. Dünyam başıma yıkıldı. Cesedini öpmek için yalvardım. Günlerce üzerimden kanlı eşyalarımı çıkaramadım. Kocamdan hatıra dedim. Hamile değilim keşke olsaydım keşke tutunacak tek bir umudum olsaydı. Yok. Sevdiklerimi üzüyorum biliyorum ama ölümü arzuluyorum. Bensiz yapamaz çünkü yanına gitmek istiyorum. Ama önce o caninin müebbet aldığını, kararın da kesinleştiğini görmeliyim. Bizi ayıran o pisliğin gökyüzünü göremeden çürüdüğünü bilmeliyim. O zamana kadar bana ÖLMEK yok, sana da UNUTMAK yok Gemlik ...12 Ocak 2016 Salı
BABA BEHLÜLSE FATMAGÜLÜN SUÇU NE?
Kavram karmaşası yaşıyorum şu sıralar.
Kim iyi,
kim kötü,
kime güvenilir...
Saf kötü ya da saf iyi diye bir şey yoktur hayatta. Ying yang misali her kötünün içinde bir iyi her iyiynin içinde bir kötü var. Ne kötü adamlar gördüm, terbiyesiz kaba, bencil ama merhametli. Ne iyi insanlar tanıdım, güler yüzlü, eli açık ama yalancı, ters köşe. Ben babamı sadece kötü sanıyordum. İçinde iyi de varmış. O yüzden daha çok nefret ettim sanırım. Sadece kötü olsaydı yine severdim.
Karışık demi? Bir sebebi var...
Hani babana bile güvenme diye bir laf var ya.. Kim buldu Allah aşkına o lafı? O ne yaşadı ciddi ciddi merak ediyorum.
1 Ocak 2016. Saat: 01:00. Telefonda annemin sesi. Çatallaşmış, çatlamış. Baban diyor. Gördüm diyor ama kulaklarım uğulduyor anlamıyorum ne demek istiyor. 13 yaşında kardeşim alıyor telefonu bir facebook adresi veriyor, bir de şifre. Gir diyorum Can'a üst katta ki bilgisayardan, giriyor. Okumak istemesem de alamıyorum gözlerimi. Yılın başı, yaşadığım tüm yılların sonu oluveriyor.
Kim iyi,
kim kötü,
kime güvenilir...
Saf kötü ya da saf iyi diye bir şey yoktur hayatta. Ying yang misali her kötünün içinde bir iyi her iyiynin içinde bir kötü var. Ne kötü adamlar gördüm, terbiyesiz kaba, bencil ama merhametli. Ne iyi insanlar tanıdım, güler yüzlü, eli açık ama yalancı, ters köşe. Ben babamı sadece kötü sanıyordum. İçinde iyi de varmış. O yüzden daha çok nefret ettim sanırım. Sadece kötü olsaydı yine severdim.
Karışık demi? Bir sebebi var...
Hani babana bile güvenme diye bir laf var ya.. Kim buldu Allah aşkına o lafı? O ne yaşadı ciddi ciddi merak ediyorum.
1 Ocak 2016. Saat: 01:00. Telefonda annemin sesi. Çatallaşmış, çatlamış. Baban diyor. Gördüm diyor ama kulaklarım uğulduyor anlamıyorum ne demek istiyor. 13 yaşında kardeşim alıyor telefonu bir facebook adresi veriyor, bir de şifre. Gir diyorum Can'a üst katta ki bilgisayardan, giriyor. Okumak istemesem de alamıyorum gözlerimi. Yılın başı, yaşadığım tüm yılların sonu oluveriyor.
Etiketler:
ACIMASIZ GERÇEKLER,
ALDATILMAK,
BEHLÜL,
COCOK,
EVLİ ADAM,
YİNG YANG
31 Aralık 2015 Perşembe
AYRI BİR REZİLLİK
Nooldu şimdi! 2016 ya girdik. İyi bok yedik.
Geçmiş yılbaşılarımı hatırlatıyorum:
Ferdi tayfurun ayağında kundura ve tarkandan kuzu kuzu parçasını kareoke söyleyerek yeni yıla girme,
Yan yana bulunan alafranga ve alaturka tuvaletlerde çişimizi yaparken saatin tam 24:00 olduğunu hava fişeklerden anlayıp, donları toplayıp apar topar tuvaletlerden çıkıp sarılaşarak yeni yıla girme,
Malesef açmış olduğum tekel bayiide Z raporu alarak (gece tam 12 de Z raporu almam lazım) yeni yıla girme :
Canla kavga edip, kapıyı Serdar Ortaç'ın kliplerindeki gibi çarpıp çıktığında, onu arayarak ve 5 yıldır görmediğim eski sevgiliye darmadağın yakalanarak yeni yıla girme,
Yine malesef açmış olduğum kafede tuvalette uyuyan elemanı uyandırmaya çalışarak yeni yıla girme..
Bu sene de yanlışlıkla bulaşık yıkarken girdim yeni yıla. Çerezleri merezleri düzenliyim sofra şekil olsun derken patladı patlayamayasıca havai fişekler.
Ben galiba beceremiyorum bu yılbaşı işini. Adam gibi geriye doğru sayıp giremedim şu lanet olasıcaya. Beni avutmak için kaçıncıya bir daha geriye doğru sayıyorlar.. Hep sonradan giriyomuşum gibi oluyor. Hayır, bu sefer gireceğim sayıp diye inat ettim ve içmedim. zihnim açık olsun sayıp gircem anasını satayım dedim gene olmadı. Sanki noel baba talimat vermiş: bu saftirik sonradan anlasın yeni yıla girdiğini, anlayarak girmesin, diye.
Üstelik yeni yılın ilk haberi babamın annemi aldatmasıymış saat 1 de öğrendim.. Bunu da ayrıca yazarım artık. Bok gibi bir yıla daha merhaba dedim yani...
Şimdi efkardan içiyorum. Biliyorum bunun esprisi çok yapılıyor ama vallahi ciddiyim. Siz girin gelmiyom ben! Doldur doldur boş kalmasın o tekila bardağı..
Geçmiş yılbaşılarımı hatırlatıyorum:
Ferdi tayfurun ayağında kundura ve tarkandan kuzu kuzu parçasını kareoke söyleyerek yeni yıla girme,
Yan yana bulunan alafranga ve alaturka tuvaletlerde çişimizi yaparken saatin tam 24:00 olduğunu hava fişeklerden anlayıp, donları toplayıp apar topar tuvaletlerden çıkıp sarılaşarak yeni yıla girme,
Malesef açmış olduğum tekel bayiide Z raporu alarak (gece tam 12 de Z raporu almam lazım) yeni yıla girme :
Canla kavga edip, kapıyı Serdar Ortaç'ın kliplerindeki gibi çarpıp çıktığında, onu arayarak ve 5 yıldır görmediğim eski sevgiliye darmadağın yakalanarak yeni yıla girme,
Yine malesef açmış olduğum kafede tuvalette uyuyan elemanı uyandırmaya çalışarak yeni yıla girme..
Bu sene de yanlışlıkla bulaşık yıkarken girdim yeni yıla. Çerezleri merezleri düzenliyim sofra şekil olsun derken patladı patlayamayasıca havai fişekler.
Ben galiba beceremiyorum bu yılbaşı işini. Adam gibi geriye doğru sayıp giremedim şu lanet olasıcaya. Beni avutmak için kaçıncıya bir daha geriye doğru sayıyorlar.. Hep sonradan giriyomuşum gibi oluyor. Hayır, bu sefer gireceğim sayıp diye inat ettim ve içmedim. zihnim açık olsun sayıp gircem anasını satayım dedim gene olmadı. Sanki noel baba talimat vermiş: bu saftirik sonradan anlasın yeni yıla girdiğini, anlayarak girmesin, diye.
Üstelik yeni yılın ilk haberi babamın annemi aldatmasıymış saat 1 de öğrendim.. Bunu da ayrıca yazarım artık. Bok gibi bir yıla daha merhaba dedim yani...
Şimdi efkardan içiyorum. Biliyorum bunun esprisi çok yapılıyor ama vallahi ciddiyim. Siz girin gelmiyom ben! Doldur doldur boş kalmasın o tekila bardağı..
22 Ekim 2015 Perşembe
ASLA VAZGEÇME!
Bu hikaye tamamen gerçektir. Baştan uyarıyorum. Komik bir hikaye değil. Bu bir ibret ve BAŞARI hikayesi. Ezilmiş bütün kadınlar için :
Ne kadar cesaretiniz var? Hayatınızı değiştirebilir misiniz? Hayat kurmak kolay. Yeni bir işe girersin mesela. Okula devam edersin. Ne bileyim farklı aktivitelere gönül verirsin. Beceremezsen babayı alırsın, başka bir aktivite denersin falan filan. Ama bundan bahsetmiyorum.İşten çıkmakta hayat değiştirmek. Ya da boşanmakta. Özgüvenin var mı o kadar?
Sibel ablanın adı Sibel değildi. Sibel diye anlatacağım çünkü Sibel Can'a benziyordu. Böylede giriş cümlesine girilmez ama hız kesmek istemediğim için bozuntuya vermiyorum. Yine tiyatroda tanıştığım bir buçuk metre, 45 kilo ama sima olarak Sibel Can kopyası bir ablaydı. 2 çocuk annesi. Deneyimi de yok ama bizim oyuncu tayfasıyla takılıyor. Niye geliyor bu kadın bu tiyatroya diye sık sık düşünmüşümdür. Çok yakışıklı bir kocası var. Karizma full. Genel kültür yerinde. Askeriyede çalışıyor adam. Subay. Tiyatroya devam etmeme kararı alıp, dandik bir firmada yöneticilik yapmaya başladığım sıralarda Sibel abla ziyaretime geldi benim. Aradan 1 yıl geçmiş. Türk kahvesi söyledik ofisime. Oturduk dertleşmeye. Boşandığını söyledi. Sibel abla o adam bırakılır mı aşkolsun niye boşandın dedim. Bende salak, bişey olmuş ki boşanmış ne aşkolsunu. Boyu devrilesice yapmadığını bırakmamış kadına.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




