Lisedeydik... Tertemiz bir aşkla bağladık. Üniversiteyi kazandık. Ben İstanbul'da Düzgün'üm Safranbolu'da ... Özlem çektik. Sonra askerlik taa Şırnak'a yolladım sınıra...15 ay öldüm öldüm dirildim. Özleminden yandım. Terhis oldu geldi. Düğünümüz olacaktı. Ailelerimizi zorlamamak için bir sene daha bekledik. Evimizin herşeyini ikimiz aldık yuvamızı kurduk. Tüm bunlar dile kolay 11 senede oldu. 14 Eylül 2014'te "ömrümün ve nefesimin sonuna kadar evet" dedi. Ve evlendik.Mutluluktan başımız döndü. 15 ayın hergünü çok mutluyduk. İkimizinde gözlerinin içi gülerdi. Taa ki 26 Aralık'a kadar... Eşim iş yerime geldi bana yemek getirdi. Aşağıda katili geçirmek istememiş münakaşa etmeden yukarı çıkmış. Tanışıklıkları yok aralarında bir husumet yok laf dalaşı yok . Hiçbir şey yok.Ofisin kapısı çalındı ben açtım o cani konuşmak için çağırdı eşimi engel olamadım. Düzgünüm onu dinleyecekti ama o öldürmeyi kafasına koymuş. Var gücüyle yumruk attı. Çığlık çığlığa aşağa indim ki eşim kanlar içinde... Kalbine saplamış bıçağı.Ilık ılık akıyor. Ellerim üstüm başım kanlar içindeydi. Hastaneye beraber gittik sadece 15 dk içinde öldü dediler. Dünyam başıma yıkıldı. Cesedini öpmek için yalvardım. Günlerce üzerimden kanlı eşyalarımı çıkaramadım. Kocamdan hatıra dedim. Hamile değilim keşke olsaydım keşke tutunacak tek bir umudum olsaydı. Yok. Sevdiklerimi üzüyorum biliyorum ama ölümü arzuluyorum. Bensiz yapamaz çünkü yanına gitmek istiyorum. Ama önce o caninin müebbet aldığını, kararın da kesinleştiğini görmeliyim. Bizi ayıran o pisliğin gökyüzünü göremeden çürüdüğünü bilmeliyim. O zamana kadar bana ÖLMEK yok, sana da UNUTMAK yok Gemlik ...HANİMİŞ MİRAS?
Nerdesin? Onlarca 'kız sen nerdesin?' mailim birkaç tanede 'nereye kayboldun' yorumum var yazılarımın altında. Demek ki m...
15 Ocak 2016 Cuma
IRMAK DÜZGÜN AKYILDIZ - AŞK, ÖLÜMDEN SONSUZDUR
Lisedeydik... Tertemiz bir aşkla bağladık. Üniversiteyi kazandık. Ben İstanbul'da Düzgün'üm Safranbolu'da ... Özlem çektik. Sonra askerlik taa Şırnak'a yolladım sınıra...15 ay öldüm öldüm dirildim. Özleminden yandım. Terhis oldu geldi. Düğünümüz olacaktı. Ailelerimizi zorlamamak için bir sene daha bekledik. Evimizin herşeyini ikimiz aldık yuvamızı kurduk. Tüm bunlar dile kolay 11 senede oldu. 14 Eylül 2014'te "ömrümün ve nefesimin sonuna kadar evet" dedi. Ve evlendik.Mutluluktan başımız döndü. 15 ayın hergünü çok mutluyduk. İkimizinde gözlerinin içi gülerdi. Taa ki 26 Aralık'a kadar... Eşim iş yerime geldi bana yemek getirdi. Aşağıda katili geçirmek istememiş münakaşa etmeden yukarı çıkmış. Tanışıklıkları yok aralarında bir husumet yok laf dalaşı yok . Hiçbir şey yok.Ofisin kapısı çalındı ben açtım o cani konuşmak için çağırdı eşimi engel olamadım. Düzgünüm onu dinleyecekti ama o öldürmeyi kafasına koymuş. Var gücüyle yumruk attı. Çığlık çığlığa aşağa indim ki eşim kanlar içinde... Kalbine saplamış bıçağı.Ilık ılık akıyor. Ellerim üstüm başım kanlar içindeydi. Hastaneye beraber gittik sadece 15 dk içinde öldü dediler. Dünyam başıma yıkıldı. Cesedini öpmek için yalvardım. Günlerce üzerimden kanlı eşyalarımı çıkaramadım. Kocamdan hatıra dedim. Hamile değilim keşke olsaydım keşke tutunacak tek bir umudum olsaydı. Yok. Sevdiklerimi üzüyorum biliyorum ama ölümü arzuluyorum. Bensiz yapamaz çünkü yanına gitmek istiyorum. Ama önce o caninin müebbet aldığını, kararın da kesinleştiğini görmeliyim. Bizi ayıran o pisliğin gökyüzünü göremeden çürüdüğünü bilmeliyim. O zamana kadar bana ÖLMEK yok, sana da UNUTMAK yok Gemlik ...14 Ocak 2016 Perşembe
NASIL UYUNUYORDU?
Yastığı sağa sola çeviriyorum. Gözlerimi fazla sıkmışım açıp rahat kapanmasını sağlıyorum göz kapaklarımın. Tuvalete mi gitsem. Tuvaletimi yapmadan uyuyunca kabus görüyorum. Ama şimdi terlikleri giy alt kata in tuvalete gir iyice kaçacak o uyku.
Öbür tarafa döneyim bari kolum altımda kaldı. Dönüyorum. Sabah saçlarıma fön mü çeksem. Yarın önemli bişey yok öbür gün arkadaşlarla görüşürüm belki yarın çekeyim fönü. Nereye gitsek. Bu havada sigara içilebilen dış ısıtmalı mekan lazım. Geçen içtiğim kahvenin adı neydi ya. Yok çay kahve demiyeyim iyice çişim geliyor.
Öbür tarafa döneyim bari kolum altımda kaldı. Dönüyorum. Sabah saçlarıma fön mü çeksem. Yarın önemli bişey yok öbür gün arkadaşlarla görüşürüm belki yarın çekeyim fönü. Nereye gitsek. Bu havada sigara içilebilen dış ısıtmalı mekan lazım. Geçen içtiğim kahvenin adı neydi ya. Yok çay kahve demiyeyim iyice çişim geliyor.
Canın omuzuna mı yatsam. Ters yatmış anasını satayım. Canı uyurken düz çeviriyorum. Kolunu falan düzeltip omuzuna yatıyorum. Ruhu duymuyor. Bez bebekmiş gibi yastıkmış gibi itip kakıyorum. Valla öbür dünyada hesap soracak bu yüzden. Kazağıda yumuşakmış. Ben mi aldım bu kazağı ki.. Allah allah. Nerden aldım acaba.
12 Ocak 2016 Salı
BABA BEHLÜLSE FATMAGÜLÜN SUÇU NE?
Kavram karmaşası yaşıyorum şu sıralar.
Kim iyi,
kim kötü,
kime güvenilir...
Saf kötü ya da saf iyi diye bir şey yoktur hayatta. Ying yang misali her kötünün içinde bir iyi her iyiynin içinde bir kötü var. Ne kötü adamlar gördüm, terbiyesiz kaba, bencil ama merhametli. Ne iyi insanlar tanıdım, güler yüzlü, eli açık ama yalancı, ters köşe. Ben babamı sadece kötü sanıyordum. İçinde iyi de varmış. O yüzden daha çok nefret ettim sanırım. Sadece kötü olsaydı yine severdim.
Karışık demi? Bir sebebi var...
Hani babana bile güvenme diye bir laf var ya.. Kim buldu Allah aşkına o lafı? O ne yaşadı ciddi ciddi merak ediyorum.
1 Ocak 2016. Saat: 01:00. Telefonda annemin sesi. Çatallaşmış, çatlamış. Baban diyor. Gördüm diyor ama kulaklarım uğulduyor anlamıyorum ne demek istiyor. 13 yaşında kardeşim alıyor telefonu bir facebook adresi veriyor, bir de şifre. Gir diyorum Can'a üst katta ki bilgisayardan, giriyor. Okumak istemesem de alamıyorum gözlerimi. Yılın başı, yaşadığım tüm yılların sonu oluveriyor.
Kim iyi,
kim kötü,
kime güvenilir...
Saf kötü ya da saf iyi diye bir şey yoktur hayatta. Ying yang misali her kötünün içinde bir iyi her iyiynin içinde bir kötü var. Ne kötü adamlar gördüm, terbiyesiz kaba, bencil ama merhametli. Ne iyi insanlar tanıdım, güler yüzlü, eli açık ama yalancı, ters köşe. Ben babamı sadece kötü sanıyordum. İçinde iyi de varmış. O yüzden daha çok nefret ettim sanırım. Sadece kötü olsaydı yine severdim.
Karışık demi? Bir sebebi var...
Hani babana bile güvenme diye bir laf var ya.. Kim buldu Allah aşkına o lafı? O ne yaşadı ciddi ciddi merak ediyorum.
1 Ocak 2016. Saat: 01:00. Telefonda annemin sesi. Çatallaşmış, çatlamış. Baban diyor. Gördüm diyor ama kulaklarım uğulduyor anlamıyorum ne demek istiyor. 13 yaşında kardeşim alıyor telefonu bir facebook adresi veriyor, bir de şifre. Gir diyorum Can'a üst katta ki bilgisayardan, giriyor. Okumak istemesem de alamıyorum gözlerimi. Yılın başı, yaşadığım tüm yılların sonu oluveriyor.
Etiketler:
ACIMASIZ GERÇEKLER,
ALDATILMAK,
BEHLÜL,
COCOK,
EVLİ ADAM,
YİNG YANG
31 Aralık 2015 Perşembe
AYRI BİR REZİLLİK
Nooldu şimdi! 2016 ya girdik. İyi bok yedik.
Geçmiş yılbaşılarımı hatırlatıyorum:
Ferdi tayfurun ayağında kundura ve tarkandan kuzu kuzu parçasını kareoke söyleyerek yeni yıla girme,
Yan yana bulunan alafranga ve alaturka tuvaletlerde çişimizi yaparken saatin tam 24:00 olduğunu hava fişeklerden anlayıp, donları toplayıp apar topar tuvaletlerden çıkıp sarılaşarak yeni yıla girme,
Malesef açmış olduğum tekel bayiide Z raporu alarak (gece tam 12 de Z raporu almam lazım) yeni yıla girme :
Canla kavga edip, kapıyı Serdar Ortaç'ın kliplerindeki gibi çarpıp çıktığında, onu arayarak ve 5 yıldır görmediğim eski sevgiliye darmadağın yakalanarak yeni yıla girme,
Yine malesef açmış olduğum kafede tuvalette uyuyan elemanı uyandırmaya çalışarak yeni yıla girme..
Bu sene de yanlışlıkla bulaşık yıkarken girdim yeni yıla. Çerezleri merezleri düzenliyim sofra şekil olsun derken patladı patlayamayasıca havai fişekler.
Ben galiba beceremiyorum bu yılbaşı işini. Adam gibi geriye doğru sayıp giremedim şu lanet olasıcaya. Beni avutmak için kaçıncıya bir daha geriye doğru sayıyorlar.. Hep sonradan giriyomuşum gibi oluyor. Hayır, bu sefer gireceğim sayıp diye inat ettim ve içmedim. zihnim açık olsun sayıp gircem anasını satayım dedim gene olmadı. Sanki noel baba talimat vermiş: bu saftirik sonradan anlasın yeni yıla girdiğini, anlayarak girmesin, diye.
Üstelik yeni yılın ilk haberi babamın annemi aldatmasıymış saat 1 de öğrendim.. Bunu da ayrıca yazarım artık. Bok gibi bir yıla daha merhaba dedim yani...
Şimdi efkardan içiyorum. Biliyorum bunun esprisi çok yapılıyor ama vallahi ciddiyim. Siz girin gelmiyom ben! Doldur doldur boş kalmasın o tekila bardağı..
Geçmiş yılbaşılarımı hatırlatıyorum:
Ferdi tayfurun ayağında kundura ve tarkandan kuzu kuzu parçasını kareoke söyleyerek yeni yıla girme,
Yan yana bulunan alafranga ve alaturka tuvaletlerde çişimizi yaparken saatin tam 24:00 olduğunu hava fişeklerden anlayıp, donları toplayıp apar topar tuvaletlerden çıkıp sarılaşarak yeni yıla girme,
Malesef açmış olduğum tekel bayiide Z raporu alarak (gece tam 12 de Z raporu almam lazım) yeni yıla girme :
Canla kavga edip, kapıyı Serdar Ortaç'ın kliplerindeki gibi çarpıp çıktığında, onu arayarak ve 5 yıldır görmediğim eski sevgiliye darmadağın yakalanarak yeni yıla girme,
Yine malesef açmış olduğum kafede tuvalette uyuyan elemanı uyandırmaya çalışarak yeni yıla girme..
Bu sene de yanlışlıkla bulaşık yıkarken girdim yeni yıla. Çerezleri merezleri düzenliyim sofra şekil olsun derken patladı patlayamayasıca havai fişekler.
Ben galiba beceremiyorum bu yılbaşı işini. Adam gibi geriye doğru sayıp giremedim şu lanet olasıcaya. Beni avutmak için kaçıncıya bir daha geriye doğru sayıyorlar.. Hep sonradan giriyomuşum gibi oluyor. Hayır, bu sefer gireceğim sayıp diye inat ettim ve içmedim. zihnim açık olsun sayıp gircem anasını satayım dedim gene olmadı. Sanki noel baba talimat vermiş: bu saftirik sonradan anlasın yeni yıla girdiğini, anlayarak girmesin, diye.
Üstelik yeni yılın ilk haberi babamın annemi aldatmasıymış saat 1 de öğrendim.. Bunu da ayrıca yazarım artık. Bok gibi bir yıla daha merhaba dedim yani...
Şimdi efkardan içiyorum. Biliyorum bunun esprisi çok yapılıyor ama vallahi ciddiyim. Siz girin gelmiyom ben! Doldur doldur boş kalmasın o tekila bardağı..
27 Aralık 2015 Pazar
EHLİYET SÜRÜŞ SINAVI FELAKETİ
Posasına kadar sıkılmış portakal gibiyim şu aralar. Az daha sıkılırsam kabuğumu da rendeleyin bari vitaminimi sömürün hep, diye ağıt yakacağım. Ağzımı açmaya mecalim yok. O kadar ki Can dublör gibi peşimde, kim bana soru sorsa dublaj yapıyor. -Çay içer misin Miras? -Yok kahve içer o 2 şekerli. -Şuraya gittin mi Miras? -He evet geçen sene gitti. -Öldün mü Miras? -Yok yaşıyor, bitkisel hayatta.
Annem küçükken sürekli ıspanak yedirmeye çalışırdı. Lakabımda Safinazdı. Çabuk boy atan sıska uzun bir kızdım. Ispanakla Safinazdan Temel Reisliğe mi terfi edeyim istiyordu artık tam bilemiyorum ama işe yaramadı. O kadar çok ıspanak yedim ki bana sağladığı demir yüzünden, ağzıma mıknatıs dayasanız iç organlarımı çekebilirdiniz. Neredeyse üç senedir ıspanak yemiyorum. Belki bu depresif haller vitamin eksikliğindendir.
Ehliyet için sürüş sınavına girdim. Kabuslarım hayat buldu..
Berbattı. Sabahın 8 inden beri sınav parkurunu turlayıp durdum. Gayet iyi kullanıyordum aslında. Birde bir park da edebiliyordum ama sınav aracı hundai i 20 idi. Birden başka bir araca binince korkunç bir fark yaşadım ve bocaladım. Öğleden sonra 1 de yapıldı sınav ve müthiş bir trafik vardı. Arkamda oturan müfettiş ve hocalara dönüp, sevdikleriyle helalleşip helalleşmediklerini sordum. Şaka yapıyorum sandı gariplerim.
Annem küçükken sürekli ıspanak yedirmeye çalışırdı. Lakabımda Safinazdı. Çabuk boy atan sıska uzun bir kızdım. Ispanakla Safinazdan Temel Reisliğe mi terfi edeyim istiyordu artık tam bilemiyorum ama işe yaramadı. O kadar çok ıspanak yedim ki bana sağladığı demir yüzünden, ağzıma mıknatıs dayasanız iç organlarımı çekebilirdiniz. Neredeyse üç senedir ıspanak yemiyorum. Belki bu depresif haller vitamin eksikliğindendir.
Ehliyet için sürüş sınavına girdim. Kabuslarım hayat buldu..
Berbattı. Sabahın 8 inden beri sınav parkurunu turlayıp durdum. Gayet iyi kullanıyordum aslında. Birde bir park da edebiliyordum ama sınav aracı hundai i 20 idi. Birden başka bir araca binince korkunç bir fark yaşadım ve bocaladım. Öğleden sonra 1 de yapıldı sınav ve müthiş bir trafik vardı. Arkamda oturan müfettiş ve hocalara dönüp, sevdikleriyle helalleşip helalleşmediklerini sordum. Şaka yapıyorum sandı gariplerim.
16 Aralık 2015 Çarşamba
MİM - TAKINTI
Takıntılar. Sevdiğim ve sevmediğim şeyler... Blog dünyasının kendine göre bir raconu varmış. Girmeden kesinlikle tahmin edemeyeceğiniz şeyler. Benim bloğum az buçuk takıntılarım üstüne kurulu zaten. Ama racon madem mim yemek, Deli Müzeyyene teşekkürlerimi sunuyorum. O ne samimi blog öyle.
Miras nelerden nefret eder?
Mutfak dolabı kapakları. Amerikan mutfaklı bir evde oturuyorum. O dolabı açtıysan kapağını niye anneciğinin ağzı gibi açık bırakırsın ki?
Kendini çok öven insanın ağzına banyo terliğiyle vurmak istiyorum. Çok övünüyorsa özgüveni eksiktir. Bırak başkaları övsün seni.
Malı çok kıymetli insanı sevmem. Bak kıyafetimi veriyorum ama bişey olmasın, aman arabama zeval gelmesin, of telefonumu çizdin... Yeri dolmayacak mal yoktur. Karşındaki insana bişey olmasın.
Marjinal olmak için sapıtan insanın da ayağımı ağzına sokasım gelir. Kafanı cart yeşile boyayınca o esmer tene, Tarık Mengüç gibi duruyorsun, deniz kızı gibi değil. Reflektör niyetine, kaza yapan arabanın önüne mi dikeceğiz seni ne yapacağız?
Miras nelerden nefret eder?
Mutfak dolabı kapakları. Amerikan mutfaklı bir evde oturuyorum. O dolabı açtıysan kapağını niye anneciğinin ağzı gibi açık bırakırsın ki?
Kendini çok öven insanın ağzına banyo terliğiyle vurmak istiyorum. Çok övünüyorsa özgüveni eksiktir. Bırak başkaları övsün seni.
Malı çok kıymetli insanı sevmem. Bak kıyafetimi veriyorum ama bişey olmasın, aman arabama zeval gelmesin, of telefonumu çizdin... Yeri dolmayacak mal yoktur. Karşındaki insana bişey olmasın.
Marjinal olmak için sapıtan insanın da ayağımı ağzına sokasım gelir. Kafanı cart yeşile boyayınca o esmer tene, Tarık Mengüç gibi duruyorsun, deniz kızı gibi değil. Reflektör niyetine, kaza yapan arabanın önüne mi dikeceğiz seni ne yapacağız?
7 Aralık 2015 Pazartesi
İÇİ GÜZEL OLSUN
Ojinal! Yedek parçası olmayan, doğal güzellik kaldı mı evrende? Hayır canıım ne kıskançlığı!! Alt tarafı burnum estetik, bir de takma kirpik seviyorum, ha bir de şey var saçlarımın rengini sürekli değiştirdiğim için orjinal renginden haberim yok ama ne alaka kıskançlıkla ondan demiyorum ki ben. Niye diyeyim fesat mıyım ben? Şey fesatlığa giriyo mu ya? Hani mesela arkadaşın sevgilisinden ayrılınca sevgilim yoksa bir rahatlama geliyordu bana o olunca fesat olunuyor mu? Hahhhaaa herkese oluyordur o. Yemezler.
Dış görünüş, önemsiz diyen varsa beri gelsin bi tanıaşlım onunla. Numune gibi birşey o çünkü. Sosyal medya hesapları ispatladı ki doğru açıyı bulup da bir selfi çekmek için telefonu saatlerce milim milim kaydırıyorsak havada, kimsenin ağzını açmaya hakkı kalmamış demektir. Metroda bir kere selfi için havaya kalkan telefonun, son durakta benle beraber indiğini gördüm ben. Yol verdim telefona. Saygı duydum o kol kasına.
Kaş kalınlaştırma teknikleri, takma kirpikler, dolgun dudaklar için sürülen nane yağları, acı biberler gördüm. Postijide unutmamak lazım. Hatta dövme kaşlar.Takma kirpik ve nane yağını bende denedim bir de bardakla dudaklarımı vakumladım (nasılsa tanıyan yok beni) bukalemun gibi saçlarımın rengini ergenlikten beri değiştiriyorum. Makyaj yapmayı göz kaleminden ibaret sanmasam neler yapacağımda ne fondoten kullanmaya alışığım ne allık. O sıkıntı yapıyor. Suratını olay yeri incelemesi işaretleri gibi milim milim allıkla boyayan hatunların sırrını hala çözemedim.
Dış görünüş, önemsiz diyen varsa beri gelsin bi tanıaşlım onunla. Numune gibi birşey o çünkü. Sosyal medya hesapları ispatladı ki doğru açıyı bulup da bir selfi çekmek için telefonu saatlerce milim milim kaydırıyorsak havada, kimsenin ağzını açmaya hakkı kalmamış demektir. Metroda bir kere selfi için havaya kalkan telefonun, son durakta benle beraber indiğini gördüm ben. Yol verdim telefona. Saygı duydum o kol kasına.
Kaş kalınlaştırma teknikleri, takma kirpikler, dolgun dudaklar için sürülen nane yağları, acı biberler gördüm. Postijide unutmamak lazım. Hatta dövme kaşlar.Takma kirpik ve nane yağını bende denedim bir de bardakla dudaklarımı vakumladım (nasılsa tanıyan yok beni) bukalemun gibi saçlarımın rengini ergenlikten beri değiştiriyorum. Makyaj yapmayı göz kaleminden ibaret sanmasam neler yapacağımda ne fondoten kullanmaya alışığım ne allık. O sıkıntı yapıyor. Suratını olay yeri incelemesi işaretleri gibi milim milim allıkla boyayan hatunların sırrını hala çözemedim.
Etiketler:
BARAJ,
BÖBREK,
İÇ GÜZELLİK,
MAKYAJ TEKNİKLERİ,
SU,
TAKMA KİRPİK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




