HANİMİŞ MİRAS?

Nerdesin?  Onlarca 'kız sen nerdesin?' mailim birkaç tanede  'nereye kayboldun' yorumum var yazılarımın altında. Demek ki m...

8 Temmuz 2016 Cuma

ÖLMEK İÇİN DOĞMADIK MI?

Yarın yine doğar güneş belki bana da gülümser... Giriş, gelişme, sonuç yok bu dümdüz bir yazı. Güneşle ilgili bir alıp veremediğim var zaten çözemiyorum. Yağmur yağınca o kadar çok seviniyorsam güneş güneş diye tutturmak niye? Drama sevdalısıyım demek ki. 

"Tık… Kapandı telefon. 
Bu da aynı diye geçirdim içimden. 
Bir gün dediklerimi değil, demek istediklerimi anlayacak bir erkek çıkmayacak mı karşıma? 
Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? İlle de ben bu hayattan bıktım, türünde sözler mi etmeliyim? İşim çok dediğimde, bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri…
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? 
Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır?''


Facebook da 8 sene önce paylaştığım bir ileti bu. Ben mi yazdım bilmiyorum. Ben yazdıysam iyi ama durum vahimmiş demek ki! Şimdi bu iletiyi silkeleyip atacak bir erkek buldum. Gerçi o da odun da en azından yontulmuşundan. Hep bir derdim var. 77 yaşında ne zaman sorsam hastayım diyen anneannem gibiyim sanırım. Her sorunlu. Hep arızalı.

Sanırım tembelliğime bahane bulmak için depresyona girip duruyorum. Ya da bunalım meraklısı olduğum için sık sık tembelim. Ama yükselmek ve statü sahibi olmak istemenin nedeni yaptığın işleri azaltmak değil midir? Hizmetçiler, şoförler, elemanlar... 
Güzel kardeşim, hayatın bütün anlamı kendi işini başkalarına yaptırmanın
yollarını bulmaktır,. Temel ekonominin kökü buna bağlı. İşte en büyük eksiklikte zengin olmadan kendi işini başkasına yaptırmaktan kaynaklanıyor. Ne olduğumu biliyorum. Ne olacağını bilmiyorum.

Her şeyi dert ettiğim için kafama birkaç vurup, topla kendini, diyorum. Sonra bir neşe basıyor bana ki görende Rio karnavalında sambacı karıları göt atarak deviriyorum sanar. Düğünde takılarım görümceminkilerin iki katı fazla çıkmış gibi, kuzenimin aldığı pahalı ayakkabılara, ayağına vurduğu için konmuşum gibi mutlu oluyorum. Sonra tekrar kafama vuruyorum. Bok mu var bu kadar mutlu olacak diye. Kafama vura vura aptal oldum ben zaten. Cenaze evinde ağıt yakan kadınların arasında kalmışım gibi sessizliğe gömülüyorum. Ortam yok. Geleceğim yok. Geçmişimden nefret ediyorum. Bugünüm saçma. Yaz diyorsunuz ama  parmaklarım bile ağrıyor mutsuzluktan. İçim sıkışıyor bazen nefes bile alamıyorum. Böyle başı sonu belli olmayan yazılar çıkıyor işte ortaya.

Kendi kendine tekrarlayıp durmak, doğruyu biliyor olmak, yapmak için yeterli gücünüz yoksa işe yaramıyor. Dayak yediği halde kocasından ayrılamayan kadınlar gibi çaresiz hissediyorum ama halime şükretmem lazım. Bildiğim halde edemiyorum. Samimiyetsiz oluyor. Gerçek dışı...

Üzülmek için yaşamıyoruz amaç mutlu olmak! Ne yani? Bir yandan da başka bir gerçek var bir yerlerde. Ölmek için doğmadık mı?..






3 yorum:

  1. Samiyetsiz olan zaten şu maskeler Seni anlıyorum anlıyoruz anladık diyenlerden bende nefret ediyorum. Konuyla alakasız oldu biliyorum ama kusura bakmayın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ya katılıyorum. Bir de onlar var ki konu oraya girerse sabaha kadar yazmak lazım. Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor

      Sil
  2. Üzülmek için doğmadıysakta hep üzülüyoruz...

    YanıtlaSil